Showing posts with label wild beasts. Show all posts
Showing posts with label wild beasts. Show all posts
30.11.11
Babylon'da Cenneti Yaşamak
Babylon, Ağustos'ta yeni sezon konserlerinden bazılarını açıklamış ve içlerinde beni en çok heyecanlandıran Wild Beasts olmuştu. İşin ilginci, konser açıklanmadan 1-2 hafta önce Mabbas'a twitter'da "Yeni albümü çıkmışken Wild Beasts gelse efsane olurdu. Yeni sezonu merakla bekliyorum" diye yazmıştım. Cevap alabilmiş miydim? Tabii ki hayır! Konser açıklandıktan sonraysa "İşte cevap vermememin nedeni buydu" demişti. Böylece, 2011 içinde "düşünce gücüyle" getirdiğim grupların (Interpol, Editors) arasına bir yenisi daha eklendi! (Önümüzdeki yaz için Coldplay'e pozitif düşüncelerimi yolluyorum)
Ağustos'tan bu yana Wild Beasts'i her dinlediğimde aklıma bu konser geliyordu. Hatta 1 ay öncesinden geri sayıma başlamıştım. Dün konser günü gelip çattığında ise düşünecek başka bir şey yoktu. Öğlen Tom'un Asmalı'da plakçıları dolaştığını, akşam da Babylon önünde "Bed of Nails" çekimi yapıldığını duydum. Oraya ışınlanmak istesem de, ikisine de yetişmem mümkün olmadı. 21:00 civarında içeriye girdiğimizde, ön tarafları kapmaya çalışan tek tük insanlar vardı. Boyun felci geçirmemek için yukarıdaki yerimizi aldık. Aşağıda gruba yakın olmak çok güzel ama gerçekten yukarıdan izlemenin keyfi de ayrı. Bir de önde olunca çok rahat izleniyor. Bu arada, grup sahneye çıkmadan önce Babylon Lounge'da çalan Işıl Kılkış'ın seti de pek güzeldi.
21:30'da başlaması gereken konser 21:50 gibi başladı ve içerisi tıklım tıklımdı. Bu konserin günler öncesinden sold-out olması gerekirdi aslında, Wild Beasts bunu fazlasıyla hak eden bir grup. Bed of Nails'le giriş yapan Wild Beasts, sürprize yer bırakmadı ve Brighton'daki setlistin aynısını dün de çaldı. Albatross, Deeper, This Is Our Lot, Hooting&Howling kalabalığa çığlık attıran şarkılardı. Geçen seneden farklı olarak, Wild Beasts'e Sky Larkin'den Katie Harkin eşlik ediyordu. Klavye ve vokalle gruba destek olan, biste de Chris'e davulda eşlik eden Katie'yi gecenin en cool insanı seçiyorum. Tom her zamanki gibi beresiyle ve tezat bir şekilde siyah atletiyle sahnedeydi. Sonlara doğru, önden bir kızın Tom'un başından beresini almaya çalışıp, kendisininkini verme çalışması da olumlu sonuçlandı - gözümden kaçmadı. Bir de utangaç utangaç Hayden'e dokunmaya çalışan bir kız vardı ki, yukarıdan çok sevimli görünüyordu. Hayden'de son zamanlarda üstünden pek çıkarmadığı bordo deri ceketi (umarım arada bir kuru temizlemeye veriyordur), arkaya taranmış saçları, arada eline aldığı kırmızı şarabıyla film setinden fırlamış bir jön gibi duruyordu. İmaj bir yana, Tom'un güçlü bariton sesiyle, Hayden'in falsettolarının birleşimi ve Chris'in davuldaki muhteşem yeteneği o an nerde olduğunuzu unutturuyor. Güzel sözler ve harika besteleri demiyorum bile.
İlk şarkılarda Tom ve Hayden'in sesinin enstrümanların gerisinde kaldığını hissettim ama neyse ki sonradan yerli yerine oturdu. Ben'in bassta keman (ya da çello?) yayı kullanması da değişik bir ses çıkartıyordu. 7 Smother, 6 Two Dancers, 2 de Limbo, Panto'dan çalmaları gayet adil bir durumdu. Açıkçası konsere giderken Smother haricindekilerden "This is Our Lot" ve "We Still Got the Taste Dancin' on Our Tongues" çalmalarını çok istiyordum ve sağolsunlar ikisini de söylemeleri gecemi daha da güzel hale getirdi. Daha önce One Love'da izlediğim grup kapalı mekana çok daha yakışıyormuş. Kalabalık da olsa, bu sefer her şey çok daha samimiydi. Wild Beasts'in akustik performanslarına hayran biri olarak, bir gün öyle bir turneye çıkmalarını umuyorum. O zaman Türkiye'ye gelmeseler bile bir şekilde o konserleri izlemeye giderim. Wild Beasts çok duygusal, kırılgan ve vurucu sözlere sahip bir grup olduğundan akustik performansları onlara çok yakıştırıyorum.
Seyircinin gruba tepkisi çok sıcaktı ve bunu onlar da farketmişti. "End Come Too Soon"dan önce konuşan Hayden Thorpe "Uzun zamandır turdayız ve birçok yerde çaldık ama bu kadar sıcak karşılanmamıştık. Hepinize burda olduğunuz için teşekkür ederim" dedi. Biz de onlara teşekkür ettik; harika anlar yaşattıkları ve 2 saatliğine de olsa cennete gitmemizi sağladıkları için. Wild Beasts; içtiğiniz zaman zevkten başınızı döndüren ve yüzünüze kocaman bir gülümseme yerleştiren müthiş kokteyller gibi.
Not 1: Bir kez daha Babylon ekibine ve onların buraya gelmesinde emeği olan herkese binlerce teşekkürler!
Not 2: Grupla röpörtaj yapan Zülal Kalkandelen'in bloguna daha sonra mutlaka uğrayın.
Setlist şöyleydi:
Bed of Nails (Smother)
We Still Got the Taste Dancin' on Our Tongues (Two Dancers)
Albatross (Smother)
The Devil's Crayon (Limbo, Panto)
The Fun Powder Plot (Two Dancers)
Two Dancers (ii) (Two Dancers)
Deeper (Smother)
This Is Our Lot (Two Dancers)
Loop the Loop (Smother)
Two Dancers (i) (Two Dancers)
Reach a Bit Further (Smother)
Hooting & Howling (Two Dancers)
Bis:
Lion's Share (Smother)
All the King's Men (Limbo, Panto)
End Come Too Soon (Smother)
14.11.11
Wild Beasts - Take Away Show
La Blogotheque'le, Pitchfork bir araya gelip önümüzdeki günlerde devamını da izleyeceğimiz bir video serisine girişmişler. "Take Away Shows" aslında La Blogotheque'in bir serisi ama bunun özelliği 28-29 Ekim tarihlerinde Paris'te gerçekleşen Pitchfork festivali esnasında çekilmiş olması. Biraz geç gördüm, şimdiye bütün dünya paylaştı herhalde ama bir Wild Beasts hastası olarak eksik kalamazdım. Reach A Bit Further ve Bed of Nails'in şimdiye kadar birçok farklı kaydı yapıldı ama her birinde farklı bir tat alıyorum. En sevdiğim grubu 2. kez İstanbul'da izleyecek olmanın düşüncesi bile şu an beni mutlu etmeye yetiyor. Buluşmamıza sadece 2 hafta kaldı.
Neler varmış:
bed of nails,
festival,
la blogotheque,
pitchfork festival,
reach a bit further,
video,
wild beasts
20.9.11
Wild Beasts - Thankless Thing
Wild Beasts released new song that not included in "Smother". They recorded "Thankless Thing" when started to Smother session. Their next single will be "Reach a Bit Further" and released in 14th November. It includes Thankless Thing and Catherine Wheel, except of Reach a Bit Further and Smother.
Tune in!
*
Wild Beasts'in önümüzdeki single'ı "Reach a Bit Further" olacak ve 14 Kasım'da yayınlanacak. Yeni single öncesi "Smother"da yer almayan yeni bir şarkı yayınladılar. Smother'ın kayıtlarına başladıkları zaman "Thankless Thing"i kaydetmişler. Yani bunun için albümün başlangıcını ateşleyen şarkı da diyebiliriz :) "Reach a Bit Further"da Thankless Thing ve Catherine Wheel'de yer alacak.
Wild Beasts - Thankless Thing by DominoRecordCo
Neler varmış:
müzik,
wild beasts,
wild beasts thankless thing,
yeni
15.8.11
Bu Kış Güzel Geçecek! Vol.1
Mekanlar sonbahar-kış programlarını açıkladılar, serimize Babylon'la başlıyorum. 2 Ağustos'ta programını açıklayan Babylon beni inanılmaz derecede heyecanlandırdı. "29 Kasım Wild Beasts" yazısını okuyunca resmen nutkum tutuldu. Tarihlerin açıklanmasından yaklaşık bir ay önce Mabbas'a "Yeni albümü çıkmışken Wild Beasts gelse efsane olurdu. Yeni sezonu merakla bekliyorum" diye tweetlemiştim. Doğal olarak o zaman cevap veremedi ama onları daha önce Londra'da dinleyen Mabbas, grubun kapalı mekanda çok daha iyi olduğunu söylüyor. One Love'da izlediğim Wild Beasts'e hayran kalmış ve doyamamıştım. Umarım Babylon'da çok daha uzun ve Smother ağırlıklı bir performans izleriz. 29 Kasım'a çok var gibi görünse de, ben şimdiden çok heyecanlandım ve yeni sezonu sabırsızlıkla bekliyorum!
Wild Beasts haricinde No Age ve The Maccabees'i de merak ediyorum ama işsizlik devam ettiği sürece konserlere ayıracak bütçem sınırlı olduğundan Babylon'da Wild Beasts'le yetineceğim.
İşte Babylon'un kış programı:
14.09.2011 The Maccabees
21/22.09.2011 Mulatu Astatke
23/24.09.2011 Tinariwen
28.09.2011 Sevval Sam
30.09.2011 Deadboy&2562
26.10.2011 The Lost Fingers
28.10.2011 Redd
29.10.2011 Pinch&Darkstar
02.11.2011 Plaid
03.11.2011 Büyük Ev Ablukada
12.11.2011 Mousse T.
23.11.2011 Guillemots
25.11.2011 Fenech Soler
29.11.2011 Wild Beasts
08.12.2011 No Age
15/16.12.2011 Apparat Band
18/19.12.2011 Milow
21.01.2012 DMZ
Neler varmış:
babylon,
babylon 2011 kış,
babylon istanbul,
müzik,
wild beasts,
wild beasts babylon
27.7.11
Wild Beasts - Bed of Nails
Wild Beasts'in Smother albümünden ikinci video "Bed of Nails"e geldi. Daniel Brereton yönetmenliğinde çekilen güzel bir performans klibi olmuş.
Neler varmış:
video,
wild beasts,
wild beasts bed of nails video,
wild beasts new video
20.7.11
Mercury Prize 2011 Adaylar
İngiltere'nin en prestijli ödülleri olarak gösterilen Mercury Prize adaylarını dün açıkladı. Mercury jürisine göre Ada'nın en iyi 12 albümü şöyle sıralanmış.
Adele - 21
Anna Calvi - Anna Calvi
Elbow - Build A Rocket Boys!
Everything Everything - Man Alive
Ghostpoet - Peanut Butter Blues and Melancholy Jam
Gwilym Simcock - Good Days At Schloss Elmau
James Blake - James Blake
Katy B - On A Mission
King Creosote & Jon Hopkins - Diamond Mine
Metronomy - The English Riviera
PJ Harvey - Let England Shake
Tinie Tempah - Disc-Overy
Bana göre ilginç bir liste. Wild Beasts - Smother ve Friendly Fires - Pala gibi bana göre yılın en iyi albümleri varken Tinie Tempah ve Everything Everything'in orada fazlasıyla sırıttığını düşünüyorum. Bu listede başı Adele ve kritiklerin favorilerinden PJ Harvey çekiyor diyebiliriz. Çünkü ikinci albümüyle İngiltere'de Beatles'dan sonra listelerde iki albümü birden yer alan, albüm listelerinde solo şarkıcı olarak en uzun süre listede kalan Adele bunun gibi birçok rekora imza attı. Brits ödül gecesinde "Someone Like You" canlı performansından sonra büyük patlama yapan Adele'i İngilizler çok sevdi. "19" isimli ilk albümünü çıktığı sene dinlemiş ve seven biri olarak Adele'in ikinci albümü merak uyandırmıştı. Açıkçası o zamanlar Amy Winehouse furyası yüzünden onun gerisinde kalacağını düşünmüş olsam bile, Amy yeteneğine rağmen istikrarlı bir karaktere sahip olmadığı için aynı kulvarda yarıştığı Adele'in onu kat be kat geçeceği artık açık.
Adele'den sonra en dikkat çekici isim debut albümüyle listede yer alan James Blake. Bu listede olmayı hak eden bir albüme imza atan Blake'in bu yaz katılmadığı festival yok neredeyse. Canlı performanslarını çok etkileyici bulduğum James Blake bence son zamanların en iyi debut albümüne sahip.
Wild Beasts'in daha önce The xx'e kaptırdığı Mercury'den sonra tekrar aday olup ödülü alacağını düşünüyordum. Kazanmasa bile bu listede olması gerekirdi. O yüzden Mercury ödüllerinin en azından bu sene benim için pek bir anlamı kalmadı. Wild Beasts - Smother yazıma şu linkten ulaşabilirsiniz. Mercury'ye göre İngiltere'nin en iyi albümü eski kazananların canlı performanslarıyla birlikte 6 Eylül'de belli olacak.
Neler varmış:
adele,
friendly fires,
james blake,
mercury ödülleri 2011 adayları,
mercury prize 2011,
müzik,
pj harvey,
wild beasts
13.6.11
Wild Beasts - Smother
Wild Beasts'in 2008 tarihli debut'su "Limbo,Panto"yu dinlediğimde onun çok eşsiz bir şey olduğunu düşünmüştüm. Gelecek vaat eden harika albümlerin filiziydi o. 2002'de önce "Fauve" ismiyle kurulan, 2004'te şu anki ismini alan grup, 2005'te Tom'un da gruba katılmasıyla bugünkü halini aldı. İngiltere'nin kuzeyinde, "Auld Grey Town" olarak da bilinen Kendal'da başladı grubun hikayesi. Lisedeyken Hayden Thorpe ve Ben Little ilk adımları attılar ama grubun büyümesiyle, oraya sığamayıp Leeds'e taşındılar. Gruba en son katılan Tom Fleming vokallerde Hayden'e eşlik etmeye başladı.
Bad Sneakers Records'dan çıkardıkları iki EP sonrası Domino'yla anlaşan grup, ilk albümü "Limbo, Panto"yu 2008'de yayınladı. Benim Wild Beasts ismini ilk görüşüm ise Youtube'un sağ tarafta önerdiği videolar sayesinde oldu. 2007'de "Assembly"yi dinlediğimde şarkıyı pek beğenmedim ama Hayden'in sesine bayılmış ve hemen onlarla ilgili bir araştırma yapmıştım. Ne var ne yok bulup dinlemek istiyordum. İlk albüm Hayden ve Tom'un sesiyle büyülüyor ama kendi içinde biraz kopuk olması nedeniyle albüme odaklanmamı zorlaştırıyordu. Asıl büyük çıkış ikinci albüm "Two Dancers"la geldi. Büyük kitleler tarafından tanınmalarını sağladı ve neredeyse bütün kritikler tarafından fazlasıyla övüldü. Mercury adaylığını The xx'e kaptırsalar bile "Two Dancers" benim hayatım boyunca en sevdiğim albümler listesine doğrudan giriş yaptı. O albümdeki her bir şarkı gerçek sanat değeri taşıyor. Hayden'in falsetto'ları ve Tom'un bariton vokaliyle, ince işlenmiş sözlerin buluşması ortaya gerçek bir şaheser çıkarmıştı. Onları "Efes Pilsen One Love Fest"te canlı görmek aşkımı alevlendirmişti. Alkolü ağzıyla içmeyen bazı festivalcilerin yüzünden sahneden erken inmişlerdi ve onlara doyamamıştık ama açıkçası ben gün boyu dinlesem yine doyamazdım. İnsan sevdiği bir grubu canlı dinleyince sanırım hep daha fazla dinlemek ve görmek istiyor. O günden beri Wild Beasts en sevdiğim beş grup arasına girdi ve son albümle sanırım benim için zirveye yerleşti.
Two Dancers gibi çok başarılı bir albümün ardından gelecek olanı herkes gibi ben de çok merak ediyordum. Yeni Wild Beasts tınılarına öyle ihtiyacım vardı ki, 9 Mayıs'ta yayınlanan albüm "Smother"ı çıktığı günden itibaren dinliyorum (ve bu arada onun haricinde fazla bir şey dinlemediğimi de belirtmek gerek). Belki abarttığımı ya da Wild Beasts'e körü körüne aşık olduğumu düşünebilirsiniz ama onları dinlerken "İşte bu sahici ve hipnotize eden bir müzik" diye düşünüyorum. Albüm prodüksiyon, vokal, enstrümanlar ve sözler açısından gerçekten çok iyi. Şarkılar albüm kaydında süper ama canlı ve akustik hallerinin ayrı bir tadı var.
Lion's Share zarif piyano tınıları ve elektronik melodilerle harmanlanmış bir şarkı olarak albümün açılışını yapıyor. Tom Fleming, Hayden'in yumuşak tonlamasına "Boy, what you running from?" diye sorarak karşılık veriyor.
Bed of Nails sözleri itibariyle en romantik parçalardan biri. "I would lie anywhere with you, any old bed of nails would do”. Ayrıca bu Mary Shelley'nin "Frankestein"ından etkilendikleri şarkı olma özelliğini de taşıyor.
Vokali Tom'un üstlendiği Deeper, yavaş ve adı gibi derin olan bir şarkı.
Loop the Loop'ta Hayden'ın güzel mırıldanmalarını duyuyoruz. "Don’t you think that people are the strangest things?" diye soruyor bize. Evet, gerçekten de öyle.
Wild Beasts'in şarkı sözlerinde genel olarak seksi ve erotik öğeler var ama bunlar açık açık gözümüze sokulmuyor, tam tersine o kadar incelikle yazılmış ki, edebiyatçıların okuyunca etkileneceklerini düşünüyorum. Özellikle Plaything'de o erotizmi sadece sözlerde değil, vokallerde de hissedebiliyorsunuz.
Hayden'ın sesine ne kadar bayılsam da, Tom'un bariton sesinin de ayrı bir güzelliği var ve onun güçlü vokalinin hissedildiği şarkıları çok seviyorum, albümün altıncı parçası Invisible onlardan biri.
Albümün çıkış parçası Albatross çok dramatik ve masalsı hissiyatı olan bir şarkı, video klibi de enfes.
Wild Beasts'in harika melodilerinde başrolde olan davulları unutmamak lazım, Chris Talbot bütün şarkılarda olduğu gibi Reach A Bit Futher'da da iyi bir iş çıkarmış.
Sözlerini en çok beğendiğim şarkılardan biri olan Burning, Tom'un sakin ve konuşurmuşçasına mırıldandığı sözlerle başlıyor ve şarkıyı dinlerken "Tamam birazdan bir patlama gelecek" diyorsunuz. Bekliyorsunuz ama şarkı o gizem içinde devam edip, sona eriyor.
Albümün kapanışı End Come Too Soon'la yapılıyor. Albüm bittiğinde sonun çabuk geldiğini hissedip tekrara alıyorsunuz ve "Smother" sizi içine çekmeye devam ediyor. Kendal'lı grubun kitaplara konu olabilecek harika satırları ve bu çağda hiçbir grupta bulamayacağımız soylu ve narin havası "Smother"la zirveye yükseliyor ve diskografilerinde harika bir yere konumlanıyor. Bu albümde tam bir bütün olan Wild Beasts yavaş ama sağlam adımlarla "kült"lük mertebesine yükselecek gibi görünüyor.
Neler varmış:
album,
hayden thorpe,
indie,
music,
müzik,
smother,
tom fleming,
wild beasts
7.4.11
Wild Beasts - Albatross
Finally new video from Wild Beasts upcoming album Smother
Here, Albatross! Enjoy!
Here, Albatross! Enjoy!
Neler varmış:
albatross,
music,
smother,
video,
wild beasts,
wild beasts albatross
1.7.10
Lately I'm listening to...
Yaz günü de grip olur mu demeyin, her mevsim grip olma ihtimalini taşıyan bir insanım malesef. Tek yaptığım domates burnumla evde oturup müzik dinlemek ve Gossip Girl'ün eski bölümlerini izlemek. Bu arada yeni bir dizi tavsiyesine ihtiyacım var sanırım, önerileri alabilirim. Ben evde oturmuş müzik dinlerken dinlediklerimi size tavsiye edip paylaşmak istedim, umarım hoşunuza gider :)
I had influenza in summer! Now I have a nose like tomato, sitting in the home and all I do is listening to music and watching old episodes of Gossip Girl (Btw I think I need new TV series, any ideas?). So, I wanted to make some music recommends to you, hope you'll like it :)
Wolf Parade - Expo 86 [2010]
Genre: Indie Rock
Myspace: http://www.myspace.com/wolfparade
Listen: What did my lover say? (It Always had To Go This Way) http://fizy.com/s/1ix1pq
Wolf Parade's album is really fresh, released in 29th of June. I don't have any favorite song yet cause I just listened it one time but I generally like it.
29 haziranda yayınlanan taze taze bir albüm. Henüz favori şarkımı belirleyecek kadar dinlemedim ama bu albümü seveceğim sanırım. İlk dinleyişte genel olarak beğendiğimi söyleyebilirim.
Wild Beasts - Two Dancers [2009]
The Roots - How I Got Over [2010]
Genre: Mix of jazz, rock, blues, hip-hop, soul
Myspace: http://www.myspace.com/theroots
Listen: Dear God http://fizy.com/s/1ja9nn
Don't tell me that you don't know them, I mean you should know this legendary band. If you ever listened them it would be perfect start for you. Album includes many featurings and my favourite is "This Fire" with John Legend.
Onları bilmeyeniniz yoktur herhalde, en azından bildiğinizi umuyorum. Olur ya daha önce dinlemediyseniz bu album sizin için iyi bir başlangıç olabilir. Birçok sanatçıyla yapılan ortak çalışmalardan şu an için en sevdiğim John Legend'lı "This Fire".
Eclipse OST [2010]
website: http://www.eclipsesoundtrack.com/
Listen: Florence+The Machine - Heavy In Your Arms http://fizy.com/s/1k5exv
The Twilight Saga has many great OST's from beginning. Selection of great indie and rock bands. Some of people know that bands through Twilight soundtracks. It's really nice to see my favorite bands like Muse, Florence+The Machine, Dead Weather, Bat For Lashes in that soundtrack.
İlk filmden beri Twiligh serisinin soundtrack albümleri hep çok iyi oldu. İndie ve rock gruplarının güzel bir toplaması olan albümler sayesinde gruplar yeni dinleyiciler kazanıyor. Muse, Florence+The Machine, Dead Weather, Bat For Lashes gibi kişisel favorim olan grupları bu albümde görmek çok güzel.
Scissor Sisters - Night Work [2010]
Genre: Pop, disco
Myspace: http://www.myspace.com/scissorsisters
Listen: Fire With Fire http://fizy.com/s/1k5h7h
Put on your mini dress with shoulder pad and wear your heels then jump to the dancefloor! Disco days are back with Scissor Sisters. Play this album and dance all night long :)
Vatkalı mini elbisenizi ve topuklularınızı giyip kendinizi dans pistine atın! Disko günleri Scissor Sisters'la geri dönüyor. Bu albümü dinleyince dans etmemek için kendinizi tutmanız gerek, ki o da zor :)
Kele - The Boxer [2010]
Genre: dance, indie rock
myspace: http://www.myspace.com/iamkele
Listen: Everything You Wanted http://fizy.com/s/1k8biq
Do you like Bloc Party? If your answer is "yes" you should probably love Bloc Party frontman's debut album. I know its really different, he added more dance elements on it but Kele is singing right? So, there is no reason to not love "The Boxer". "Everything you wanted" is my favorite.
Bloc Party'yi seviyorsanız, grubun esas adamı Kele'nin debut albümünü sevme ihtimalinizde yüksek demektir. Biliyorum çok farklı tarafları var. Kele'nin albümünde şarkılar daha bir dansla soslanmış. Ama söyleyen yine Kele öyle değil mi? O yüzden The Boxer'ı sevmemek için pek fazla neden göremiyorum. "Everything you wanted" benim favorim.
Band of Horses - Infinite Arms [2010]
Genre: Easy Listening, folk, indie rock
Myspace: http://www.myspace.com/bandofhorses
If you want to listen something quiet and easy listening its the thing what you need. Good example of this genre also they have song in Eclipse OST.
Eclipse albümünde de yer alan gruplardan biri Band of Horses. Türünün iyi örneklerinden ve dinlerken sizi yormayan sakin albümlerden biri. Eğer sakin ve kendi halinde birşeyler dinlemek istiyorsanız bu albüm tam size göre.
I had influenza in summer! Now I have a nose like tomato, sitting in the home and all I do is listening to music and watching old episodes of Gossip Girl (Btw I think I need new TV series, any ideas?). So, I wanted to make some music recommends to you, hope you'll like it :)
Wolf Parade - Expo 86 [2010]
Genre: Indie Rock
Myspace: http://www.myspace.com/wolfparade
Listen: What did my lover say? (It Always had To Go This Way) http://fizy.com/s/1ix1pq
Wolf Parade's album is really fresh, released in 29th of June. I don't have any favorite song yet cause I just listened it one time but I generally like it.
29 haziranda yayınlanan taze taze bir albüm. Henüz favori şarkımı belirleyecek kadar dinlemedim ama bu albümü seveceğim sanırım. İlk dinleyişte genel olarak beğendiğimi söyleyebilirim.
Wild Beasts - Two Dancers [2009]
Genre: Indie Rock
Myspace: http://www.myspace.com/wildbeasts
Listen: Hooting&Howling http://fizy.com/s/19a4ex
I really loved their first album "Limbo Panto" but this is something different. They are telling stories about love and their voices are just fascinating. After I saw them live I don't have any day without listening them, especially "Hooting&Howling".
İlk albümleri "Limbo Panto"yu sevmiştim ama son albümleri tamamen başka birşey bana göre. Aşk hikayelerini inanılmaz sesleriyle anlattıkları bu albümü dinlemelisiniz. Onları canlı izledikten sonra bir günüm bile onları dinlemeden geçmiyor, özellikle "Hooting&Howling".
I really loved their first album "Limbo Panto" but this is something different. They are telling stories about love and their voices are just fascinating. After I saw them live I don't have any day without listening them, especially "Hooting&Howling".
İlk albümleri "Limbo Panto"yu sevmiştim ama son albümleri tamamen başka birşey bana göre. Aşk hikayelerini inanılmaz sesleriyle anlattıkları bu albümü dinlemelisiniz. Onları canlı izledikten sonra bir günüm bile onları dinlemeden geçmiyor, özellikle "Hooting&Howling".
The Roots - How I Got Over [2010]
Genre: Mix of jazz, rock, blues, hip-hop, soul
Myspace: http://www.myspace.com/theroots
Listen: Dear God http://fizy.com/s/1ja9nn
Don't tell me that you don't know them, I mean you should know this legendary band. If you ever listened them it would be perfect start for you. Album includes many featurings and my favourite is "This Fire" with John Legend.
Onları bilmeyeniniz yoktur herhalde, en azından bildiğinizi umuyorum. Olur ya daha önce dinlemediyseniz bu album sizin için iyi bir başlangıç olabilir. Birçok sanatçıyla yapılan ortak çalışmalardan şu an için en sevdiğim John Legend'lı "This Fire".
Eclipse OST [2010]
website: http://www.eclipsesoundtrack.com/
Listen: Florence+The Machine - Heavy In Your Arms http://fizy.com/s/1k5exv
The Twilight Saga has many great OST's from beginning. Selection of great indie and rock bands. Some of people know that bands through Twilight soundtracks. It's really nice to see my favorite bands like Muse, Florence+The Machine, Dead Weather, Bat For Lashes in that soundtrack.
İlk filmden beri Twiligh serisinin soundtrack albümleri hep çok iyi oldu. İndie ve rock gruplarının güzel bir toplaması olan albümler sayesinde gruplar yeni dinleyiciler kazanıyor. Muse, Florence+The Machine, Dead Weather, Bat For Lashes gibi kişisel favorim olan grupları bu albümde görmek çok güzel.
Scissor Sisters - Night Work [2010]
Genre: Pop, disco
Myspace: http://www.myspace.com/scissorsisters
Listen: Fire With Fire http://fizy.com/s/1k5h7h
Put on your mini dress with shoulder pad and wear your heels then jump to the dancefloor! Disco days are back with Scissor Sisters. Play this album and dance all night long :)
Vatkalı mini elbisenizi ve topuklularınızı giyip kendinizi dans pistine atın! Disko günleri Scissor Sisters'la geri dönüyor. Bu albümü dinleyince dans etmemek için kendinizi tutmanız gerek, ki o da zor :)
Kele - The Boxer [2010]
Genre: dance, indie rock
myspace: http://www.myspace.com/iamkele
Listen: Everything You Wanted http://fizy.com/s/1k8biq
Do you like Bloc Party? If your answer is "yes" you should probably love Bloc Party frontman's debut album. I know its really different, he added more dance elements on it but Kele is singing right? So, there is no reason to not love "The Boxer". "Everything you wanted" is my favorite.
Bloc Party'yi seviyorsanız, grubun esas adamı Kele'nin debut albümünü sevme ihtimalinizde yüksek demektir. Biliyorum çok farklı tarafları var. Kele'nin albümünde şarkılar daha bir dansla soslanmış. Ama söyleyen yine Kele öyle değil mi? O yüzden The Boxer'ı sevmemek için pek fazla neden göremiyorum. "Everything you wanted" benim favorim.
Band of Horses - Infinite Arms [2010]
Genre: Easy Listening, folk, indie rock
Myspace: http://www.myspace.com/bandofhorses
If you want to listen something quiet and easy listening its the thing what you need. Good example of this genre also they have song in Eclipse OST.
Eclipse albümünde de yer alan gruplardan biri Band of Horses. Türünün iyi örneklerinden ve dinlerken sizi yormayan sakin albümlerden biri. Eğer sakin ve kendi halinde birşeyler dinlemek istiyorsanız bu albüm tam size göre.
Neler varmış:
albüm incelemesi,
alternative rock,
band of horses,
eclipse ost,
indie rock,
kele,
music,
music recommendation,
müzik,
scissor sisters,
the roots,
wild beasts,
wolf parade
24.6.10
Efes Pilsen One Love Festival 9
Bayadır yazamıyorum, yaz geldi evde pek vakit geçiremiyorum. Post yazmayı geçtim bazen tweetlemeye bile zaman kalmıyor. Bu arada yaptığım en güzel şeylerden biri One Love'a gitmekti. Pazar günü özellikle Wild Beasts ve Sophie Ellis-Bextor için orda olmaya değerdi diye düşünüyordum. Ki gerçektende gittiğimize değdi dedirttiler. Park sorunu yaşamayalım diye erken gittiğimiz festivalde Samsung Sahnesinde ısınmaya başladık. Air guitar yarışmaları çok eğlenceliydi. Orda çıkan gruplardan Ars Longa ise içlerinde en iyisiydi. Ana sahnede İlhan Erşahin ve grubu çalarken yağan yağmur eğlencemizi ikiye katladır diyebilirim. Yağmurun altında dans eden bir sürü insan görüntüsü çok hoştu. Daha sonra beklediğim ve beklentimi boşa çıkarmayan hatta onlara daha da çok hayran olmamı sağlayan Wild Beasts geldi. Sahne önünde onları izlerken çok süper zaman geçirdim ama az kaldılar, doyamadım. Ardından Sophie için bir bekleyiş başladı, geldiği zaman nefes alınmayacak kadar kalabalıklaşmıştı sahne önü. 2 şarkıdan sonra daha rahat dans etmek için arkaya doğru yol aldık. Kalabalık inanılmazdı. Yeni çıkacak albümünden şarkılar söyledi. Sonrasında eskilerle hepimizi coşturdu. The Ting Tings çıktığında biz arkada yiyecek derdindeydik. Katie White'ın Türkçe konuşması inanılmaz tatlıydı. "Burda olduğumuz için çok mutluyuz. Türkçem bok gibi, o yüzden susucam ve sizi dans ettiricem" dedi. Gönül Mabbas'ın Rock Party'sine de kalmak isterdi fakat yorulan bünyeler eve doğru yol aldı.
Summer is here and I can't spend time at home. So I don't have time to blogging sometimes even tweeting!' Last weekend I went to Efes Pilsen One Love Festival 9. I especially wanted to see Wild Beasts and Sophie Ellis Bextor. They were sooo great. In little Samsung stage, they were air guitar competition and local bands. Ars Longa was the best, ever! I wish that Wild Beasts were stay at stage longer. Sophie Ellis Bextor is queen of the dance! I really love her and she was sooo pretty. Before that while we were listening İlhan Erşahin's İstanbul Sessions rain has come! It was really fun, dancing in the rain. The Ting Tings was the last band in main stage. I loved when Katie White spoke Turkish. After main stage they were parties till 3 am but we were tired and went home.
wild beasts
sophie ellis bextor
Festivalin gerçekleşmesinde katkısı olan herkese teşekkürler!
Thanks everyone who made that festival possible and fun!
Neler varmış:
efes pilsen one love festival 9,
festival fashion,
lace dress,
music,
müzik,
my look,
sophie ellis bextor,
wild beasts
Subscribe to:
Posts (Atom)













