Showing posts with label girls. Show all posts
Showing posts with label girls. Show all posts

14.4.12

Coachella Diary

Biz cuma gecesi dışardayken ya da çoğumuz uyuyorken Coachella'nın ilk gününde neler yaşanmış, bakalım. [Dünkü hazırlık fotoğrafları içinse sizi buraya alıyoruz. Coachella'yı youtube'dan izlemeyi de unutmayın.]


Alex Turner'ın bu saç modelini geçen sene ilk kez Coachella'da görmüştük. Bu sene biraz daha oturmuş gibi. TDCC ve Metronomy'nin geldiği yaza da Arctic Monkeys yakışırdı ama gelmeleri gibi bir ihtimal yokmuş.


Matt Helders, Suck It and See'nin video yıldızı oldu desek, yalan olmaz. Albümden çıkan çoğu klipte kendisini başrolde, hem de çok başarılı bir şekilde gördük.


Cennet'ten bir parça.


Büyüyünce ben de böyle bir anne olacağım :) 


Canım Christopher Owens, arabesk ruhlu damar şarkıların yaratıcısı. Şu hayatta canlı canlı izlemeyi istediklerimin başında geliyor.


Araya giren bunun gibi bazı fotoğraflar için, pek de söylenecek bir söz yok.


Üstat Jarvis Cocker, Pulp sahnesinde.


Ryan McGinley ve Christopher Owens, allı güllü Girls sahnesinde.



Lindsay Lohan ve Nicolas Cage! Komik ve şahane bir görüntü.


M. Ward, She&Him'e biraz ara verip, yeni albümü A Wasteland Companion'ın tadını çıkarıyor.



Gecenin en büyük ve coşkulu geçtiği görünen konseri The Black Keys'e ait. Bu ikili en büyük rock grupları arasına çoktan girdiler bile. El Camino'yu çıktığı günden beri yüzlerce kez dinlememe rağmen hala bıkmadıysam, bu adamlar en sevdiğim gruplar arasında çoktan yerlerini almış demektir.


Görseller: Getty Images Turkey

8.11.11

Girls won't stop! New single "Lawrence" and more

Lately, we hear so much from Christopher Owens. Last year he performed acoustic songs in the opening of Ryan McGinley's photo show in SF. Videos released last week and there is so many new song that we've never heard before and songs from FSHG. You can listen acoustic performs here.
**
Christopher Owens'dan son zamanlarda ardı ardına yeni şarkılar geliyor. Geçen sene Ryan McGinley adlı fotoğrafçının sergisinde akustik olarak seslendirdiği şarkılar birkaç gün önce meydana çıktı. İçlerinde daha önce dinlemediğimiz bir sürü şarkı bulunmakta, şuradan dinleyebilirsiniz hepsini.



And today, Girls released new single called "Lawrence" as a gift to Lawrence from Felt. You can listen is below. Also, special performance for Pitchfork released today, recorded in Brooklyn church. Performance includes My Ma, Honey Bunny and Vomit. Click here to watch.
**
Bugünse Girls, Pitchfork'a özel bir performans videosu ve yeni bir single yayınladı. Pitchfork tarafından yayınlanan videoda My Ma, Honey Bunny ve Vomit'i seslendirmişler. Video bir kilisede çekilmiş ve konserlerdeki ekip tam kadro orada.
Yeni şarkı Lawrence ise Felt grubundan Lawrence'a bir hediye niteliğinde. Holy Shit'te çalarken, grubun esas elemanı Matt Fishbeck, Felt'i Christopher Owens'a tanıştıran adam olmuş. Christopher Owens'da ona olan sevgisini böyle bir şarkıyla ortaya çıkarmış. Aşağıda ona yazdığı yazıyı bulabilirsiniz. Pek sevdiğim Christopher Owens, bu yıl gerçekten bayağı üretkendi, darısı gelecek senelerin başına diyorum.

Girls - Lawrence




Girls'ün Pitchfork session'ına ise şuradan ulaşabilirsiniz.

Letter from Christopher Owens to Lawrence // Christopher Owens'dan Lawrence'a (via True Panther )

Dear Lawrence,


I wonder who will be writing me in twenty years, and what they’ll be looking for. Don’t worry, I’m not writing to talk about the things I’m looking for in life, I’ll spare you that. I’m writing to FINALLY be able to send you a song that I wrote in 2008. When I wrote this song I was the guitarist in a band called Holy Shit, Matt Fishbeck (our fearless leader) was the one who turned me on to Felt. I fell in love with your songs, I wouldn’t stop listening, I loved you and Maurice.


To make a long story a shorter story, I once wrote this song and wondered what you would sing to it, I could sometimes hear your voice but I didn’t dare write down any words. I never thought for a second you would ever hear it, I wondered if you would like it, all that. I called it Lawrence, after you. To send it to you now is incredible for me, I want to show you I’m thankful. You gave me something to love, or in other words you gave me love itself. You took something that can sometimes feel so common and dull and brought it back to life with so much beauty and verse. You gave me happiness, and you still do.


Anyway, I’d just like you to have it, it’s yours, take it as yours. Do anything you want with it. I hope you enjoy listening to it. And all the best to you forever and ever.


With love- Christopher Owens

20.9.11

Girls - Father, Son, Holy Ghost


Twitter hesabımı takip ediyorsanız, son zamanlarda en çok beklediğim albümün Girls - Father, Son, Holy Ghost olduğunu görmüşsünüzdür. Hatta son postlarımın arasında en çok onlara ait videolar var. Girls benim için çok farklı bir grup. Christopher Owens ise gerçekten tanımayı istediğim, çok sıradışı bir karaktere sahip olduğunu düşündüğüm Girls'ün beyni, her şeyi.

Christopher Owens 16 yaşına kadar Children of God adlı tarikatın üyesiymiş. Daha doğrusu o tarikatın içinde doğmuş. 1960'lı yıllarda kurulan dini tarikat tek bir aile olmayı amaçlamış, böylece tarikat üyeleri birbirlerini fiziksel, cinsel ve ruhsal anlamda sevmeyi benimsemişler. Bu sakat durum doğal olarak cinsel ve psikolojik hastalıkların belirtilerini göstermeye başlamış. Gruptan ayrılan gençler gerçek hayata uyum sağlayamamış ve çoğu intihar etmiş.

Owens'ın babası bu tarikat olaylarını saçma bulduğundan ve herhalde artık canına tak ettiğinden annesini terk ederek, gruptan ayrılmış. Miami'de doğan Owens, 16 yaşına kadar Amerika'ya ayak basmamış. Annesiyle birlikte Avrupa ve Asya'nın birçok yerinde bulunmuş. O yaşa kadar okula gitmemiş, söylediği şarkılar ise ona orada öğretilen dini şarkılarmış. 13-14 yaşlarındayken tarikatta 18'ine gelen ve oradan ayrılan gençleri görünce "Eninde sonunda bende bunu yapacağım" demiş. Büyük bir cesaret örneği göstererek 16 yaşında Slovenya'dan Teksas'ta yaşayan ablasının yanına uçmuş ve tarikatla bağlarını koparmış. Çok farklı bir ortamda büyüdüğünü söyleyen Owens'a göre annesinin ve tarikattaki insanların yaşadığı hayat akıl almaz derecede çılgınmış. Çılgın derken, anlatmak istediği aslında o hayatın gerçekten saçma olduğu. Düşünsenize, dışarıda yapılan müzikleri dinleyemiyor, okula gidemiyor, hasta olduğunuzda öylece iyileşmeyi bekliyorsunuz - çünkü onlara göre hastaneye gitmek gereksiz. Tarikattan sıyrılıp gerçek hayata dönünce önce bir manavda, ardından bir restoranda çalışmaya başlamış. Daha sonra ise Stanley Marsh isimli milyoner bir iş adamıyla tanışarak onun danışmanlığını yapmış. Yaklaşık 4 yıl onun yanında olan Owens, Marsh'ın kendisi için bir baba figürü olduğunu ve onunla tanışmasının hayatının dönüm noktalarından biri olduğunu söylüyor.

Christopher Owens gitar çalmayı Danimarka'da yaşadıkları sürede öğrenmiş ve müzik onun için sıradan bir şeymiş. Amerika'ya taşındığıda punk yapan bazı çocuklarla tanışıp, onların grubunda gitar çalmış ama o sırada bile müzik onun için sadece arkadaşlarının grubunda çalmakmış. Kız arkadaşıyla kurduğu "Curls" adlı grup, kız arkadaşı onu terk ettiği ve "Şarkıların bir boka benzemiyor" dediği zaman bitmiş (Şimdi pişman mıdır?). O terk edilişten sonra "E yazdığım şarkıları ben söylersem nasıl olur?" diye düşünürken Chet JR White'la tanışmasıyla "Girls" ortaya çıkmış olur. JR "Ben kayıt yapmayı ve ve prodüksiyonu beceririm, gitar da çalarım" deyince Owens'ın yazdığı şarkıları toplar ve ilk albümleri "Album"u yaparlar. Ardından çok iyi bir EP ve sonrasında çok beklenen "Father, Son, Holy Ghost".

Albümden gün yüzüne çıkan ilk şarkı "Vomit" olmuştu. Ardından albümün açılış şarkısı olan "Honey Bunny" geldi. FSHG'u dinlediğimde sanki bu şarkılar uzun zamandır vardı ve hepsi benim en sevdiğim şarkılardı gibi hissettim. O kadar klasik bir tat var ki albümde... Çok "saf" bir müzik ve Owens'ın kalbinden dışarı taşan sözler. Owens aşkı arıyor ve şarkıları aracılığıyla bunu dile getiriyor. Onu gerçekten seven bir kız istiyor, kirli saçları ve zayıf vücuduna rağmen(Honey Bunny). Girls, şarkı adlarında "özel isim" kullanmayı da pek seviyor ve o şarkılar da nedense enfes oluyor. Daha önceki albümlerinde yer alan Carolina, Laura, Lauren Marie'den sonra Alex ve Jamie Marie'de gerçekten çok güzel şarkılar. "Die" albümde gitarların en ön planda olduğu, en gaz şarkısı. Mesajı çok depresif görünse de, gerçek değil mi? We're all gonna die! "My Ma" albümdeki en arabesk şarkılardan biri, yalnızım ve tek istediğim sevmek-sevilmek. "Vomit" ise bizi melankoliden öldürecek bir şarkı. Bu arada isminin "Vomit" olması, İncil'de geçen "Ahmaklığını tekrarlayan akılsız, kusmuğuna dönen köpek gibidir.(As a dog returns to its vomit, so a fool repeats his folly)" ayetine dayanıyormuş. "Love Like a River" tanıdık ama biraz fazla tanıdık geldi. Bulan olursa bir ses etsin. "Magic" albümün geri kalanına göre çok daha mutlu bir pop şarkısı. "Forgiveness"te ise sanki Children of God zamanlarına bir gönderme var, ya da bana öyle gelmiş olabilir. "Just a Song" akustik gitarla yapılan uzun bir girişten sonra sakin sakin devam edip öyle biten bir şarkı. Albümün bana tek "sıradan" gelen şarkısı ise "Saying I Love You" sanırım.
Sonuç olarak, Girls'ün yeni albümünde çok farklı bir sound bulamıyorsunuz ama Girls'ün müziğinin en önemli noktasının samimiyet ve saflık olduğunu düşünüyorum. Bu Owens'ın geçmişinden dolayı da olabilir, şarkı sözlerinin yalın ama vokalinin derin olmasından da. Belli olan bir şey var ki, Owens'da doğal bir yetenek ve JR'da da bu yeteneği daha iyi hale getirme becerisi var.

Albüm notu: 9/10



Edit: 17:00 itibariyle NY Times'da yayınlanan videoyu da, ayrı bir post yapmamak için buraya ekliyorum :)

14.9.11

Girls perform on Jimmy Fallon


I've been waiting for that, so long! At last, Girls made their TV debut on Jimmy Fallon. They performed 2 songs, Honey Bunny and My Ma. On the stage they were 8 people and it looks damn good!

*

Bunun için gerçekten çok bekledim! Girls sonunda televizyondaki çıkışını Jimmy Fallon'da gerçekleştirdi. Honey Bunny ve My Ma'yı söyleyen Girls, sahnede toplamda 8 kişilik bir ekiple yer almıştı ve bu gerçekten çok iyiydi!

Honey Bunny



My Ma

23.8.11

Girls - Honey Bunny


NPR Music az önce Girls'ün yeni şarkısı "Honey Bunny"nin premiere'ini yaptı. 13 Eylül 2011'de çıkacak yeni albümleri "Father, Son, Holy Ghost"tan yayınlanan "Vomit"i daha önce burada dinlemiştiniz. "Honey Bunny" Christopher Owens'ın yazdığı 18. şarkı olma özelliğini taşıyor. Bu şarkıyı 2008'de hafiften annesine serzeniş şeklinde yazmış. 2011'de bile hala surfer guitar sound'unun çok iyi olduğu söylemiş. 2011'in en çok beklenen albümlerinden biri olan "Father, Son, Holy Ghost" çok ses getirecek diye düşünüyorum. Ayrıca albümle ilgili çokça tweetlediğim için beni İncil'den pasajlar paylaşan bir hesabın takibe aldığını biliyor muydunuz?

Şarkıyı buradan dinleyebilirsiniz.

17.8.11

Organizatör olsanız...

Müzik ve festival sever bir insan olarak yılın yarısını dünyadaki festivalleri dolaşarak geçirmeyi çok isterdim. İş icabı bunu yapan insanlara gerçekten çok imreniyorum. Bazı grupları yıllarca bekliyoruz, bazıları ise ülkemize uğramadan dağılıyor ya da yaşlanıyorlar. Bazılarını ise ünlü oldukları ilk yıl "Keşke görsek diyoruz". Çeşitli sebeplerle görmek istediğimiz bir sürü grup oluyor haliyle. Yurt dışına gidip onları izleyenler şanslı ama ya burada bekleyenler? Ulaşabildiğim kadar insana ulaşıp bu yıl ve gelecek yaz Türkiye'de hangi grup ve sanatçıları görmek istediklerini belirtsinler istiyorum. Yorumlar bırakıldıktan sonra en fazla yazılan isimleri yine blogda açıklayacağım. Hadi bakalım bir düşünün, siz organizatör olsanız gelecek yaza kadar kimleri getirmeye çalışırdınız? Bu arada limit 10 grup/sanatçıyla sınırlı!


Benim listem:


Arctic Monkeys

Coldplay

The Black Keys

The Drums

Ellie Goulding

Girls

Kasabian

Kings of Leon (son durumları biraz karışık olsa bile)

Queens of the Stone Age

Two Door Cinema Club

Listemi yaptıktan sonra "Çok zor" dedim ama Rock'n Coke her sene olsaydı belki bunu söylemeyecektim. Ya da büyük başka bir festivalimiz olsaydı. Rock'n Coke bile zar zor düzenleniyor diyebilirsiniz ama neden bizde de bir Rock Werchter, Hurricane, Roskilde ya da Sziget olmasın? Öyle bir proje olursa gönüllü çalışmaya bile razı olurum herhalde :)

8.8.11

Girls - Vomit

Girls'ün albümüne 36 gün kala, Vomit adlı şahane şarkılarının klibi çıkmış. 4 gün gecikmeyle buyrun efendim.




23.7.11

Seçmece.

Geçtiğimiz iki hafta yeni single'lar açısından çok verimliydi. Girls'den uzun zamandır yeni albümün sinyallerini bekliyordum. Debut albümleri ve sonradan çıkardıkları EP'yle benim en sevdiklerim arasında yerlerini aldılar. Christopher Owens'a ayrı bir hayranlığım var. Twitter'dan takip edenler varsa, onun ne kadar ilginç ve duygusal bir karaktere sahip olduğunu, oradan yansıttığı kadarıyla görebilirler. Hatta bir ara ona attığım sıradan bir mesaja DM'den cevap vermesi beni çok mutlu etmişti.
Vomit, Girls'ün diğer şarkılarına göre çok farklı ve daha sert bir sound'a sahip. Gitarı çok güzel kullanan gruplardan biri  Girls ve söz yazımındaki ustalık beni çok etkiliyor. Girls'ün yeni albümü "Father, Son, Holy Ghost" 13 Eylül'de çıkacak.







Haftanın en önemli single'larından biri Kasabian'dan geldi. 2009'da yayınladıkları "West Ryder Pauper Lunatic Asylum" bence son 10 yılın en iyileri sıralamasında yer alması gereken albümlerden biri. O zamandan beri sesi çıkmayan grup, Switchblade Smiles'la harika bir geri dönüşün garantisini vermiş oldu.







Çıkalı 1 haftadan fazla oldu ama The Drums'ın yeni şarkısına burada yer vermesem olmazdı. Portamento isimli albümleri Girls'ün albümünden bir gün önce, 12 Eylül'de yayınlanacak. Albümden çıkan ilk single The Drums'ın genel tarzını yansıtan bir parça. Pek farklı bir sound beklemiyorum zaten ama genel olarak albümden beklentilerim biraz yüksek.







11 Temmuz'da İngiltere'de yayınlanan yeni The Horrors albümü, 9 Ağustos'ta Amerika'da yayınlanacak. Albümden ilk single, "Still Life". 3. albümleriyle önceki başarılarını katlayacaklar gibi görünüyor. Videoyu çok beğendiğimi söylemeden geçemeyeceğim.


a

22.12.10

Best Albums of 2010 - #10 to #1.

10. Belle And Sebastian - Write About Love (Matador)

In "Write About Love" song Carey Mulligan sings with Stuart Murdoch. She becomes one of my favorite actress after "An Education"(It was great script but expression was weak, just love it because of CM). Carey amazed me with her gracefull acting, I don't know that she has also pretty voice until this song. I love Belle and Sebastian's melodically smooth, lyrically romantic songs. This album makes you repeat - listen and listen more.
"Write About Love" şarkısında son zamanlarda en sevdiğim aktrislerden biri olan Carey Mulligan Stuart Murdoch'a eşlik ediyor. Carey'nin zarif oyunculuğuna "An Education"ı izlediğimde bayılmıştım (her ne kadar iyi bir hikaye olup anlatımı zayıf kalsada o filmi sadece CM yüzünden seviyorum). Bu şarkıya kadar tatlı bir sesi olduğunu bilmiyordum. Belle and Sebastian'ın yumuşak melodili, romantik sözlü şarkılarını çok seviyorum. Bu albümü sürekli tekrar tekrar dinlemek isteyeceksiniz.

Belle and Sebastian ft. Carey Mulligan - Write About Love

9. Girls - Broken Dreams Club EP (True Panther)

Lyrics are about girls, for sure. Still, it's not going cliche, emotional but definitely can't categorize in "emo rock". There is no novelty and gimmickry in the sounds. Despite this, it has clear melodies, nice pop tones and kind of blues guitar chords. If I describe their music in one word, it could be 'sincerity'. (For whole post click here)
Sözler tabii ki de hep kızlara yazılmış. Buna rağmen kesinlikle klişe olmuyor, duygusal olmasına rağmen "emo" topraklarına asla girmiyor. Müziklerde ise yenilik ve şatafat yok. Tam tersine kulak tırmalamayan net melodiler, sağlam pop tınıları ve gitar eşliğinde birazda blues esintisiyle içimize işliyorlar. Girls'ün müziğini bir kelimeyle tanımlamam gerekirse bu "samimiyet" olur. (Yazının tamamı için buraya tık)
Girls - Alright

8- Best Coast - Crazy For You (Mexican Summer)

"Crazy For You" is just so real. Especially girls in 20's understand that well. It's based on relationships. So sweet, not bothered and has South's warm atmosphere. Also you should follow them on twitter. Bethany constantly shares tour experiences, pics and replies lots of mentions :)

"Crazy For You" o kadar gerçek bir albüm ki... Özellikle 20'li yaşlarda olan kızlar bunu daha iyi anlayacaktır. Tamamen ilişkiler üzerine kurulu bir albüm. Çok tatlı, kafa yormayan, Güney'in sıcaklığını içinde barındıran bir albüm. Onları twitter'dan mutlaka takip etmelisiniz, Bethany turda yaşananları, gördüğü enteresan olayları sürekli tweet'liyor, görseller paylaşıyor ve mention'larınıza cevap alma olasılığınız yüksek :)
 
Best Coast -Crazy For You

7- Arcade Fire - The Suburbs (Merge)

If you listen some bands since their beginning you can feel the difference in every new album. I felt that in 2009 when I listened Arctic Monkey's Humbug. And now I feel that too, I said "They grew up and this is album of maturity". 16 songs in this album, you should love it at first or you'll used to after few listening. It's not easy but you'll love it ultimately.

Bazı grupları ilk albümlerinden beri dinliyorsanız her yeni albümde değişik birşeyler farkedersiniz. Mesela 2009'da Arctic Monkeys-Humbug albümünü dinlediğimde hissettiklerimin benzerini "The Suburbs"ı dinlediğimde de hissettim. Bu olgunluk albümü olmuş dedim. Albümde 16 şarkı var, ya ilk dinlediğinizde evet bu Arcade Fire'ın şimdiye kadar yaptığı en iyi iş dersiniz ya da birkaç dinleyişten sonra seversiniz. Öyle kolay bir albüm değil ama sevilmeyecek gibi hiç değil. Tadına doyulmaz bir albüm "The Suburbs".

Arcade Fire - We Used to Wait

6- These New Puritans - Hidden (Domino)

I don't want to say so much things about this album just listen this... And tell me what you feel (I lost myself in it).
Bu albüm hakkında fazla söyleyecek birşey yok. Sadece şu şarkıyı dinleyin ve neler hissettiğinizi söyleyin (Şahsen ben kendimi kaybettim).





These New Puritans - Attack Music

5- MGMT - Congratulations (Columbia)

Congratulations is not coherent album, really mixed and it makes it different. Generally after successful debut, bands obstruct somewhere. People expect more but thought that they can be fall. In this album MGMT made it totally right. It's like bunch of 80's with modern pop. So, they proved that they're not ona album band. By the the way, how the hell is Siberian Breaks? Clap your hands for MGMT!

Congratulations tutarlı bir albüm değil. Karışık ve çok farklı. İlk albümün başarısı sonrasında genelde gruplarda bir tıkanma yaşanabilir. Hani o yüzden beklentiler yüksek olur ama düşüş olacağını tahmin edebiliriz. Bence bu albümde MGMT beklentileri karşıladı. 80'lerden günümüze bir buket halinde sundukları albümle tek albümlük bir grup olmadıklarını kanıtlamış oldular. Ayrıca Siberian Breaks nasıl birşeydir öyle? Alkışlar MGMT'ye!

MGMT - Siberian Breaks


4- Chromeo - Business Casual (Atlantic)
 The only and best Jew-Arab collaboration: Chromeo! You can't pass any of the songs. They wanted to rock the music world, and did it. La Roux feauturing Hot Mess is perfect start and it countinues glamorously. Songs not hiding in one another's shadow. All of them have different taste, really delicious. If you won't listen it, you'll miss a lot. They came to Istanbul twice and hope they'll come again.
Tek ve en iyi Yahudi-Arap iş birliği: Chromeo! Bu albümde tek bir şarkıyı bile es geçemiyorsunuz. Resmen bizleri sallamak istemişler. La Roux destekli Hot Mess'le şahane bir açılış yapan albüm aynı güzellikte devam ediyor. Hiç bir şarkı diğerinin gölgesinde kalmamış. O kadar eğlenceli ve lezzetli bir albüm ki, dinlemezseniz çok şey kaçırmışsınız demektir. İstanbul'a iki kez gelen grubu tabii ki yine bekliyoruz.


Chromeo - When The Night Falls


3- The Black Keys - Brothers (Nonesuch) 

 I love blues spirit. Because of that I love White Stripes and... The Black Keys. They extremly have this strong feeling. The Black Keys are more into ballads and if you need it Brothers is the pretty good album for you. Enjoy the alternative blues soul in your veins.

Blues ruhunu çok seviyorum, White Stripes ve The Black Keys'i sevmem o sebeptendir. Onlarda bu acayip güçlü duygu var. The Black Keys, White Stripes'a göre bünyesinde daha çok ballad barındırıyor. Eğer ihtiyacınız buysa Brothers size göre gayet iyi bir albüm olabilir. Alternatif blues ruhunu damarlarınızda hissedin.


The Black Keys - Howlin' For You


2- Vampire Weekend - Contra (XL)

It's really hard to put Vampire Weekend in one genre. Their hybrid music makes them one of the uniqie bands in indie area. Also, they become popular but its not irritates me. They deserve more attention to their successful music. They're so young and so creative, I love Ezra's sharp lyrics. Mixing lot of things and creates great music... Not easy but they do that.
Vampire Weekend'i tek bir türün içine koyabilmek çok zor. Melez müzikleri indie gruplar arasında onları çok farklı bir yere konumlandırmış durumda. ha bu aradda baya popülerde oldular ama rahatsız edici bir durum değil. Çok genç, çok yaratıcı ve Ezra'nın harika sözlerine sahipler. Bu kadar şeyi karıştırıp iyi müzik yapmak kolay değil ama onlar bunu başardı.


Vampire Weekend - Horchata


1- Gorillaz - Plastic Beach (Virgin)

And the best album of the 2010 is... Flawless Plastic Beach.
Gorillaz has one music genius called Damon Albarn. He makes everything beautiful and musically gorgeous. I don't know what to write about PB cause it has something more than ordinary album. It makes your ears feel in heaven. Look at that artists collaboration in the album: Snoop Dog to Mos Def, Little Dragon to Lou Reed or Lebanese National Orchestra? Wow! I mean this is really so cool. And the worst thing is I missed their concert in Chicago! Ha! I choose this best album of the year but it's beyond the years... Classic.
Ve işte yılın albümü... Kusursuz Plastic Beach.
Gorillaz Damon Albarn denen bir dahiye sahip. O ne yapsa mükemmel oluyor. Aslında bu albüm hakkında ne yazacağımı bilemiyorum, çünkü bu bir albümden çok fazlasına sahip. Bu albümü dinlediğinizde kulaklarınız kendini cennette zannedecek. Yani şuna bi baksanıza bu şarkıcılar nasıl bir araya geliyor? Snoop Dog'dan Mos Def'e, Little Dragon'dan Lou Reed'e... Ya da Lübnan Ulusal Orkestrası? Çok ama çok cool. Ve en kötüsü ne biliyor musunuz, Chicago'da olduğum zaman onların konserini kaçırdım, çok acı. Bu albümü yılın albümü seçtim ama bu yılın çok ötesinde bu... Bir klasik.


Gorillaz - Empire Ants (feat. Little Dragon)


Full List
1- Gorillaz - Plastic Beach

2- Vampire Weekend - Contra
3- The Black Keys - Brothers
4- Chromeo - Business Casual
5- MGMT - Congratulations
6- These New Puritans - Hidden
7- Arcade Fire - The Suburbs
8- Best Coast - Crazy For You
9- Girls - Broken Dreams Club EP
10- Belle and Sebastian - Write About Love
11- Delphic - Acolyte
12- Klaxons - Surfing the Void
13 - Interpol - Interpol
14- The Roots - How I Got Over
15- Wolf Parade - Expo 86
16- Kele - The Boxer
17- Athena - Pis
18- Owen Pallett - Heartland
19- Janelle Monae - The ArchAndroid
20- Hurts - Happiness
21- The Walkmen - Lisbon
22- Hot Chip - One Life Stand
23- The National - High Violet
24- She&Him - Volume II
25- The Drums - The Drums
26- Kid Cudi - Man on The Moon II/The Legend of Mr. Rager
27- Karen Elson - The Ghost Who Walks
28- Kate Nash- My Best Friend is You
29- Crystal Castles - Crystal Castles
30- Kings of Leon - Come Around Sundown
31- Sufian Stevens- The Age of Adz
32- Robyn - Body Talk Pt.1-Pt.2
33- Marina and The Diamonds - Family Jewels
34- Band of Horses - Infinite Arms
35- Ellie Goulding - Lights

7.12.10

Girls - Broken Dreams Club EP


San Fransisco based Girls (Christopher Owens & Chet 'JR' White) back with their new EP -'Broken Dreams Club' after debut 'Album (2009)'. Because of Owens's childhood (his older brother died as a baby, dad left, lived with mother-tour around the world) you can feel that sorrow covered his voice. You can easily feel that gloom and heartbreak. Lyrics are about girls, for sure. Still, it's not going cliche, emotional but definitely can't categorize in "emo rock". There is no novelty and gimmickry in the sounds. Despite this, it has clear melodies, nice pop tones and kind of blues guitar chords. If I describe their music in one word, it could be 'sincerity'.
Pitchfork and NME gave 9 from 10 to their debut. Also added 'Album' to '500 Great Albums All-time'. Wow, sounds cool ha? Consequently after an album like this, expectations getting higher but Girls made it right, again. Starts with delicious first track and continues at same taste. "Thee Oh So Protective One" and "Alright" are my favorites from EP. I loop between 01:21-01:34 seconds in 'Alright', wish that would be little longer :)
If you love soulful songs, like basics and want to hear great lyrics, should listen to Broken Dreams Club immediately. Of course, you should listen 'Album' too but I believe that you listened it before, right?


Christopher Owens ve Chet 'JR' White'tan oluşan Girls, 2009'daki ilk albümleri "Album"un ardından bu kez 6 şarkılık Broken Dreams Club EP'si ile özlediğimiz tınılarla karşımızdalar. Owens'ın zor bir çocukluk geçirmesi (abisinin bebekken ölmesi, babasının onları terk etmesi, annesiyle ordan oraya dolaşarak geçen yaşamı) sanki sesine işlemiş. O şarkı söylerken hüznü ve kalp kırıklığını hissedebiliyorsunuz. Sözler tabii ki de hep kızlara yazılmış. Buna rağmen kesinlikle klişe olmuyor, duygusal olmasına rağmen "emo" topraklarına asla girmiyor. Müziklerde ise yenilik ve şatafat yok. Tam tersine kulak tırmalamayan net melodiler, sağlam pop tınıları ve gitar eşliğinde birazda blues esintisiyle içimize işliyorlar. Girls'ün müziğini bir kelimeyle tanımlamam gerekirse bu "samimiyet" olur.
Pitchfork ve NME'nin yerlere göklere sığdıramadığı ik albüm gerçekten büyük başarı kazandı. Gelmiş geçmiş en iyi albümler listesinde olacak kadar onların gözüne girmişti. Haliyle ardından gelen single ya da albümler büyük beklentiler içerir. Girls bu EP'de beklentileri kesinlikle boşa çıkarmıyor. Harika bir açılışla başlıyor ve tadı damağınızda kalan beş şarkıyla albüme devam ediyorlar. Açılış parçası "Thee Oh So Protective One" ve "Alright" benim favorilerim. Özellikle Alright'ın 01:21-01:34 arasını tekrar edip edip dinliyorum, keşke biraz daha uzun sürseymiş :)
Eğer hisli şarkıları seviyor, sadelikten hoşlanıyor ve güzel sözler duymak istiyorsanız Girls'ün yeni EP'sini mutlaka dinleyin. Onları daha önce dinlememiş olanları 2009 yılına ışınlıyor ve Album'u edinmelerini tavsiye ediyorum.