9.12.10

Contemporary Istanbul 2010.

*This post written in 26.11.2010


Today I went to Contemporary Istanbul, biggest modern art exhibition in Turkey. I hate to go events like that when I have limited time but it was must see. Most of the artists from Turkey but there is so much galeries attended from Tehran, Berlin, London, Seoul, New York etc. I liked the order of exhibition area, well-done prepared. Despite that, there is little place to take a rest and conditioning is so hot. İletisim and Yapı Kredi press selling great art books there.
Dükkan Creative has many great illustrations on posters and notebooks. Also I haven't know about Zerrin Tekindor's (Turkish movie actress) painting skills. She used different techniques in her paintings. God, I liked them!
Nihal Martlı and Murat Pulat had great works. Pulat's techniques are so detailed and cool.
This years guest artists from Tehran, Iran. You'll find different perspective in their art works.
Take a look to some pieces below.
*By the way there is touring exhibition of 'Edge of Arabia' - Transition between 5 November-26 December in Antrepo No.5-Tophane/İstanbul. If you're in Istanbul and want to see some art pieces go to Istanbul Contemporary Art Museum and see it there.



*Bu post 26.11.2010'da yazıldı.


Contemporary Istanbul'u ikinci gününde, kısıtlı bir zamanımda gezme imkanı buldum. Siz siz olun böyle etkinliklere kısıtlı zamanlarınızda katılmayın, hala aklıma takılan bir sürü şey var ama tekrar gitmeye zaman yok. Çoğunluğunu yerli sanatçılarımızın oluşturduğu fuarda Tahran, Berlin, Seoul, Londra ve New York gibi şehirlerden katılan galeriler ve yüzlerce sanatçının eserleri sergileniyor. Fuar alanının düzeni çok güzel. Gezerken hiç bir yeri kaçırmıyorsunuz. Buna rağmen dinlenme yerleri çok yetersiz. İlk katta yiyecek içecek temin edebileceğiniz bir yer mevcut fakat oturma kapasitesi sınırlı. Alt katta oturup rahat rahat yemeğinizi yiyebileceğiniz bir yer var ama onunda çok ortada olması biraz tuhaf duruyordu. İletişim yayınları ve Yapı Kredi'nin çok güzel sanat kitapları var. Ona göre cebiniz biraz dolu olsun giderken.
Dükkan'ın küçük standını ve illüstrasyonlarını çok beğendim. İlk katta sağ tarafta zaten hemen dikkatinizi çekecektir.
Bu arada Zerrin Tekindor'un resim yeteneğini biliyor muydunuz? Sanırım tablolarının çoğu satılmıştı. Farklı teknikleri bir arada kullandığı tablolarını çok çok beğendim, özellikle Canterbury.
Nihal Martlı ve Murat Pulat'ın çalışmalarına mutlaka ama mutlaka bakın. Notlarımı yanlış almadıysam Doğançay Müzesi'ne ait olan (malesef sanatçıların adını yazmamışım) kolajlarda görülmesi gereken eserlerden. İran'lı sanatçıların eserlerinde farklı bir bakış açısı bulacaksınız.
Gidemeyenler için sizi görsellerle baş başa bırakıyorum.
*Bu arada, 5 Kasım-26 Aralık arasında Anterpo No.5'te sergilenen Transition/Geçiş'i görülmesi gerekenler listeme aldım. Suudi Arabistan çağdaş sanatından seçkiler sunan gezici sergi daha önce Londra, Viyana, Dubai, Berlin ve Riyad'ı gezmiş. Burdayken sizde 22 sanatçının farklı türlerdeki eserlerini kaçırmayın derim.




Jamshid Bayrami - Touch the Marble / 2008
Digital print on canvas/Tuval üzerine dijital baskı.


Nihal Martlı




Murat Pulat


Ayşe Wilson - Cocktail Party




Kemal Tufan










Burçin Başar - Karalar Geliyor/Blacks Are Coming - 2010








Seo Jeong Hak




Zerrin Tekindor - Canterbury




Özgür Korkmazgil - İsimsiz/Untitled (2010)




Mehrdad Afsari - An Iranian looking to America/Bir İran'lının Amerika'ya bakışı








Juan Botella Lucas




Juan Botella Lucas




Dükkan Creative booth/Dükkan Creative standı




Exhibition Area / Fuar alanı



To see the original size, click on the photos. Sorry for the non-titled pictures. For more information, go to: http://www.contemporaryistanbul.com/


Orjinal boyutlarını görmek için fotoğrafların üstüne tıklayın. Başlığını ve sanatçı ismini belirtemediğim fotoğraflar için üzgünüm. Daha fazlası için: http://www.contemporaryistanbul.com/

7.12.10

Girls - Broken Dreams Club EP


San Fransisco based Girls (Christopher Owens & Chet 'JR' White) back with their new EP -'Broken Dreams Club' after debut 'Album (2009)'. Because of Owens's childhood (his older brother died as a baby, dad left, lived with mother-tour around the world) you can feel that sorrow covered his voice. You can easily feel that gloom and heartbreak. Lyrics are about girls, for sure. Still, it's not going cliche, emotional but definitely can't categorize in "emo rock". There is no novelty and gimmickry in the sounds. Despite this, it has clear melodies, nice pop tones and kind of blues guitar chords. If I describe their music in one word, it could be 'sincerity'.
Pitchfork and NME gave 9 from 10 to their debut. Also added 'Album' to '500 Great Albums All-time'. Wow, sounds cool ha? Consequently after an album like this, expectations getting higher but Girls made it right, again. Starts with delicious first track and continues at same taste. "Thee Oh So Protective One" and "Alright" are my favorites from EP. I loop between 01:21-01:34 seconds in 'Alright', wish that would be little longer :)
If you love soulful songs, like basics and want to hear great lyrics, should listen to Broken Dreams Club immediately. Of course, you should listen 'Album' too but I believe that you listened it before, right?


Christopher Owens ve Chet 'JR' White'tan oluşan Girls, 2009'daki ilk albümleri "Album"un ardından bu kez 6 şarkılık Broken Dreams Club EP'si ile özlediğimiz tınılarla karşımızdalar. Owens'ın zor bir çocukluk geçirmesi (abisinin bebekken ölmesi, babasının onları terk etmesi, annesiyle ordan oraya dolaşarak geçen yaşamı) sanki sesine işlemiş. O şarkı söylerken hüznü ve kalp kırıklığını hissedebiliyorsunuz. Sözler tabii ki de hep kızlara yazılmış. Buna rağmen kesinlikle klişe olmuyor, duygusal olmasına rağmen "emo" topraklarına asla girmiyor. Müziklerde ise yenilik ve şatafat yok. Tam tersine kulak tırmalamayan net melodiler, sağlam pop tınıları ve gitar eşliğinde birazda blues esintisiyle içimize işliyorlar. Girls'ün müziğini bir kelimeyle tanımlamam gerekirse bu "samimiyet" olur.
Pitchfork ve NME'nin yerlere göklere sığdıramadığı ik albüm gerçekten büyük başarı kazandı. Gelmiş geçmiş en iyi albümler listesinde olacak kadar onların gözüne girmişti. Haliyle ardından gelen single ya da albümler büyük beklentiler içerir. Girls bu EP'de beklentileri kesinlikle boşa çıkarmıyor. Harika bir açılışla başlıyor ve tadı damağınızda kalan beş şarkıyla albüme devam ediyorlar. Açılış parçası "Thee Oh So Protective One" ve "Alright" benim favorilerim. Özellikle Alright'ın 01:21-01:34 arasını tekrar edip edip dinliyorum, keşke biraz daha uzun sürseymiş :)
Eğer hisli şarkıları seviyor, sadelikten hoşlanıyor ve güzel sözler duymak istiyorsanız Girls'ün yeni EP'sini mutlaka dinleyin. Onları daha önce dinlememiş olanları 2009 yılına ışınlıyor ve Album'u edinmelerini tavsiye ediyorum.

The Art Institute of Chicago

Eylül-Ekim arası 1 ayımı Amerika'da, onun yaklaşık 2 haftasını Chicago'da geçirdim. Ara sıra aklıma geldikçe Amerika notlarımı paylaşacağım. Chicago'ya giderseniz, The Art Institute 'mutlaka gidilesi' yerlerin başında olmalı. 10:30'da kapılarını ziyaretçilerine açan müzeye, açıldığı saatte gitmenizi öneririm çünkü orası 1-2 saatte gezilebilecek bir yer değil. Müzenin yalın mimarisi ve aydınlık ortamı çok güzel. Çıkmadan önce mutlaka hediyelik eşya bölümüne bakmalısınız. Günlük hayatta kullananileceğiniz tasarım ürünleri orda bulmanız mümkün.
Modern sanatın yanı sıra 15-19. yüzyılları arası Avrupa sanatından seçkiler sunan müzenin her adımında zevk alacaksınız. 17. yüzyıl İtalyan ve Fransız resim sanatı beni her zaman çok etkilemiştir. O tabloları görünce "Keşke o yıllarda yaşamış olsaydım" dedim. Sanatın her alanında yaratıcılık günümüze oranla çok üst düzeydeymiş. İnsanların beyinleri bilgi bombardımanına tutulmamışken, çok tazeyken; daracık dünyalarında yarattıkları kocaman eserler karşısında şaşmamak elde değil.
Tablolardaki ayrıntılar, göz temaslarının kusursuzluğu, o gözlerin sanki size bakıyor hissini verişi... Hepsi o kadar mükemmel ki. Bir fırça dokunuşuyla 1600'lü yıllarda giyilen kıyafetin kumaşını, saçların yumuşaklığını, şehirlerin yalnızlığını hissedebiliyorsunuz.
Amerika'nın ikonları arasında yer alan Georgia O'Keeffe, Edward Hopper, Grant Wood'un modern tablolarına mutlaka bakmalısınız. Ortaçağ'da Avrupa'da yapılmış mücevher, seramik ve zırhlar ise ayrıntılarıyla sizleri esir alıyor. Asya sanat yapıtlarına ise gerçekten çok büyük bir yer ayrılmış. Japon ve Çin eserleri başta olmak üzere, Güney Asya, Kore ve İslami eserleride orda göreceksiniz.
Bir Türk olarak oraya gidince insan nedense bizden neler var diye etrafına bakınıyor. Sadece İznik çinilerimize yer verilmişti. Az olsada orada bizden bir parça görmek güzeldi.
Kısacası Ortaçağ'dan günümüze sanatın özetini görmek isterseniz ve yolunuz Chicago'ya düşerse Art Institute'a gitmedim demeyin.
* İnsan bazen çok fazla fotoğraf çekince baktıklarını tam anlamıyla göremiyor. Bunlar kameramın yanımda olduğunu hatırladığım zaman çektiklerim :)







Giovanni Battista Tiepolo
"Rinaldo and Armida in her garden" 1742/45
 
Ancient Coins / Eskiçağ madeni paralar
Chinese Men in Foreign Dress
 




Renaissance jewelry (Above 3)
Rönesans mücevherleri (Üstteki 3 fotoğraf)
 


Allegorical Figures
18th century - Spain

Egyptian
  Downtown view behind the curtain
Perdenin arkasından Chicago-Downtown manzarası


Fritware with underglaze painting in blue, turquoise, red, black and sage green.
Turkey, İznik - Late 16th Century
Bunlar tanıdık geldi mi? :) İznik - 16. yüzyıl

17.9.10

Grand Bazaar - History Smells Good

So many shopping malls opening in the world-everywhere. They are huge, reachable and we could find everything in one place. Except of that Grand Bazaar is still the most beautiful one. Grand Bazaar located in Istanbul, Turkey - one of the oldest(since 1461) shopping center in the world. Silvers, golds, kaftans, hand made plates blinks you from shopping windows. They all seems beautiful to you. Even if you don't want to buy something, you could go there just for great Turkish coffee.
My mom always says "Buy less, but what you buy should be timeless and have good quality". I didn't keep her words before but for 1 year I understand what she tried to told me. We all fooled by stores discount news. We tried to reach and buy all the things that cheap and nice. For sure its not conscious shopping, we lose themseves in stores. When you stop and think about that you'll see you have many clothes or accessories that you bought cheap but don't use anymore. When I thought to bring limits to my accesories buying last year, I came across to very nice store in Grand Bazaar. Its full of silvers, gemstones like ruby, sapphire, emerald and semi-precious stones like amethyst, amber, onyx. Me and mom spent three ours in that little store! We found amazing things. They are starting from average prices and go up to thousand dolars. So I decided to buy less but great. Don't forget to shop from your local stores. They always have best things but when we are living in one place we generally can't see its precious things.

Kocaman alışveriş merkezleri açıladursun içlerinde hala en güzeli ve en kendine has olanı Kapalıçarşı'dır. Pırıl pırıl vitrinler, o vitrinlerden size göz kırpan gümüşler, altınlar, kaftanlar, tabaklar o kadar güzel görünür ki gözünüze. Düşünsenize 1461'de açılan bir yer, neler görmüş geçirmiş. Osmanlı zamanını canlandırın kafanızda, fesleriyle kaftanlarıyla orada dolaşan insanlar gelir gözlerinizin önüne.
Bir şey alacak olmasanız bile sadece o güzel atmosferi yaşamak, güzel bir Türk kahvesi içmek için uğrayabilirsiniz oraya.


Annem her zaman "az ama kaliteli ve zamansız şeyler al" diye söyler bana. Eskiden onun bu dediklerine önem vermezdim ama geçen seneden beri onun sözünü tutmaya çalışıyorum. Mağazalarda kocaman gördüğüm %50, %70'lere kanmadan sadece ihtiyacım olan ve gerçekten üstümde güzel duran şeyleri almaya çalışıyorum. Bunun Kapalıçarşı ile alakası ne derseniz, oraya gelmek üzereyim. Ben eskiden beğendiğim her takıyı almaya çalışırdım. Tabii pahalı olanları değil, accesorize, claire's gibi uygun mağazalarda ya da pasajlarda gördüğüm güzel, ucuz ama çabucak deforme olan şeyleri alırdım hep. Sonra bu ucuz diye aldığım şeylerin aslında çok masraflı olduğunu fark ettim. Çok beğenerek aldığım bir küpe 3-4 kez kullandıktan sonra kararıyordu böyle olunca takmak istemiyordum tabii. Takılarıma bir sınırlama getirmeyi düşündüğüm sırada annemle Kapalıçarşı'da çok güzel bir dükkan keşfettik.Doğal taşlar ve gümüşlerle dolu küçücük dükkan daha ilk gidişimizde bizi içine aldı ve 2 metrekarelik yerde farkına varmadan 3 saat geçirdik. İşte orda edindiğim takılar hayatım boyunca takabileceğim, hatta ilerde çocuklarıma bırakabileceğim kadar güzel şeyler. Aklınıza sakın aşırı pahalı şeyler gelmesin. Aldıklarım içinde küçük yakut, zümrüt taşları olan gümüş aksesuarlar. Taşları 1. kalite olmadığı için fiyatları çok uygun. Fikriniz olması için fiyat vereyim; gümüş bilezik $35, zümrüt damlalı küpe $45, annemin aldığı 5 farklı taştan oluşan 4 sıralı kolye $300 civarı, ametist takımlar 40 TL, yüzükler 15 TL'den başlayıp ağırlığına göre daha yukarılara çıkıyor.
Yanı başınızda duran bu şahane yerin değerini bilin, Kapalıçarşı sadece turistlerin gezeceği bir yer değil.











Photos taken randomly in grand bazaar by me. i don't have professional cam but try to do my best. Click on them to see original size.
Fotoğraflar kapalıçarşı'da tarafımdan çekildi. profesyonel kameram yok ama elimden gelenin en iyisini yapmaya çalıştım. Üzerlerine tıklayınca orjinal boyutunda görüntüleyebilirsiniz.

29.8.10

[Music] Best Coast - Crazy For You.


Girly lyrics, basic melodies, relationships... This is how Best Coast do it. It looks like have cliches but its not negative. When I listen this album, I feel like that girl is sitting on the beach, staring at guys and dreaming about them haha. Really love this and can't stop listening for days. Highly recommend it.
Bu albümde basit melodiler, kızlara özgü hafif klişe sözler, ilişkiler var. Böyle bakınca çok sıradan gelmiş olabilir ama Best Coast'ta bunlar farklı duruyor. Albümü dinleyince sahilde oturmuş erkekleri kesen ve onlarla ilgili hayal kuran bir kız canlanıyor kafamda. Çokça tavsiye edilesi.



Best Coast - "Far Away" from jack Coleman on Vimeo.


Ever since I was a little girl

My mama always told me
there'd be boys like you


So when I'm with you, I have fun
Yeah when I'm with you, I have fun

I hate sleeping alone.














Best Coast Twitter
Best Coast Myspace
Best Coast Facebook

10.7.10

Love everything he does - Brandon Flowers / Crossfire

I am a huge fan of Brandon Flowers. I love The Killers so much and now he is going solo. His debut album will release in September. I listened first single "Crossfire" 1 month ago.
Video released 1 week ago, you will see Charlize Theron there. It's really cool. I think I love everything that he does. Enjoy the video!
Brandon Flowers'ın büyük hayranıyım. The Killers'ı çok seviyorum ve şimdi Brandon yoluna tek devam ediyor. Yeni albümüyle Eylül'de tanışacağız. onun öncesinde sanırım ilk single'ı 1 ay önce dinledim. Şimdi de onun videosuyla bizlerle. Hemde Charlize Theron'la birlikte! Sanırım Brandon'ın yaptığı herşeyi sevmeye devam edeceğim. Crossfire'ın tadını çıkarın!


1.7.10

Lately I'm listening to...

Yaz günü de grip olur mu demeyin, her mevsim grip olma ihtimalini taşıyan bir insanım malesef. Tek yaptığım domates burnumla evde oturup müzik dinlemek ve Gossip Girl'ün eski bölümlerini izlemek. Bu arada yeni bir dizi tavsiyesine ihtiyacım var sanırım, önerileri alabilirim. Ben evde oturmuş müzik dinlerken dinlediklerimi size tavsiye edip paylaşmak istedim, umarım hoşunuza gider :)

I had influenza in summer! Now I have a nose like tomato, sitting in the home and all I do is listening to music and watching old episodes of Gossip Girl (Btw I think I need new TV series, any ideas?). So, I wanted to make some music recommends to you, hope you'll like it :)

Wolf Parade - Expo 86 [2010]
Genre: Indie Rock
Myspace: http://www.myspace.com/wolfparade
Listen: What did my lover say? (It Always had To Go This Way) http://fizy.com/s/1ix1pq
Wolf Parade's album is really fresh, released in 29th of June. I don't have any favorite song yet cause I just listened it one time but I generally like it.
29 haziranda yayınlanan taze taze bir albüm. Henüz favori şarkımı belirleyecek kadar dinlemedim ama bu albümü seveceğim sanırım. İlk dinleyişte genel olarak beğendiğimi söyleyebilirim.



Wild Beasts - Two Dancers [2009]
Genre: Indie Rock
Listen: Hooting&Howling http://fizy.com/s/19a4ex
I really loved their first album "Limbo Panto" but this is something different. They are telling stories about love and their voices are just fascinating. After I saw them live I don't have any day without listening them, especially "Hooting&Howling".
İlk albümleri "Limbo Panto"yu sevmiştim ama son albümleri tamamen başka birşey bana göre. Aşk hikayelerini inanılmaz sesleriyle anlattıkları bu albümü dinlemelisiniz. Onları canlı izledikten sonra bir günüm bile onları dinlemeden geçmiyor, özellikle "Hooting&Howling".




The Roots - How I Got Over [2010]
Genre: Mix of jazz, rock, blues, hip-hop, soul
Myspace: http://www.myspace.com/theroots
Listen: Dear God http://fizy.com/s/1ja9nn
Don't tell me that you don't know them, I mean you should know this legendary band. If you ever listened them it would be perfect start for you. Album includes many featurings and my favourite is "This Fire" with John Legend.
Onları bilmeyeniniz yoktur herhalde, en azından bildiğinizi umuyorum. Olur ya daha önce dinlemediyseniz bu album sizin için iyi bir başlangıç olabilir. Birçok sanatçıyla yapılan ortak çalışmalardan şu an için en sevdiğim John Legend'lı "This Fire".



Eclipse OST [2010]
website: http://www.eclipsesoundtrack.com/
Listen: Florence+The Machine - Heavy In Your Arms http://fizy.com/s/1k5exv
The Twilight Saga has many great OST's from beginning. Selection of great indie and rock bands. Some of people know that bands through Twilight soundtracks. It's really nice to see my favorite bands like Muse, Florence+The Machine, Dead Weather, Bat For Lashes in that soundtrack.  
İlk filmden beri Twiligh serisinin soundtrack albümleri hep çok iyi oldu. İndie ve rock gruplarının güzel bir toplaması olan albümler sayesinde gruplar yeni dinleyiciler kazanıyor. Muse, Florence+The Machine, Dead Weather, Bat For Lashes gibi kişisel favorim olan grupları bu albümde görmek çok güzel.



Scissor Sisters - Night Work [2010]
Genre: Pop, disco
Myspace: http://www.myspace.com/scissorsisters
Listen: Fire With Fire http://fizy.com/s/1k5h7h
Put on your mini dress with shoulder pad and wear your heels then jump to the dancefloor! Disco days are back with Scissor Sisters. Play this album and dance all night long :)
Vatkalı mini elbisenizi ve topuklularınızı giyip kendinizi dans pistine atın! Disko günleri Scissor Sisters'la geri dönüyor. Bu albümü dinleyince dans etmemek için kendinizi tutmanız gerek, ki o da zor :)



Kele - The Boxer [2010]
Genre: dance, indie rock
myspace: http://www.myspace.com/iamkele
Listen: Everything You Wanted http://fizy.com/s/1k8biq
Do you like Bloc Party? If your answer is "yes" you should probably love Bloc Party frontman's debut album. I know its really different, he added more dance elements on it but Kele is singing right? So, there is no reason to not love "The Boxer". "Everything you wanted" is my favorite.
Bloc Party'yi seviyorsanız, grubun esas adamı Kele'nin debut albümünü sevme ihtimalinizde yüksek demektir. Biliyorum çok farklı tarafları var. Kele'nin albümünde şarkılar daha bir dansla soslanmış. Ama söyleyen yine Kele öyle değil mi? O yüzden The Boxer'ı sevmemek için pek fazla neden göremiyorum. "Everything you wanted" benim favorim.
 
 
 
Band of Horses - Infinite Arms [2010]
Genre: Easy Listening, folk, indie rock
Myspace: http://www.myspace.com/bandofhorses
If you want to listen something quiet and easy listening its the thing what you need. Good example of this genre also they have song in Eclipse OST.
Eclipse albümünde de yer alan gruplardan biri Band of Horses. Türünün iyi örneklerinden ve dinlerken sizi yormayan sakin albümlerden biri. Eğer sakin ve kendi halinde birşeyler dinlemek istiyorsanız bu albüm tam size göre.