6.9.11

The Drums - Portamento


Florida doğumlu ama Brooklyn'de yaşayan The Drums, vokal Jonathan Pierce ve Jacob Graham'ın yaz kampında tanışmasıyla ilk tohumlarını atar. Goat Explosion ismini verdikleri grubu kurar ama daha sonra farklı yollara ayrılırlar. Jonathan Pierce, Columbia Records'un da ilgisini çeken Elkland'ı, Jacob Graham da Horse Shoes'u kurar ama elektronik müzikten sıkılan ikili tekrar bir araya gelir ve 2006'da The Drums olarak yola devam ederler. Asıl hareket 2009'un sonlarında başlar, birçok blog ve müzik dergisi tarafından 2010'un en umut vaat eden grupları arasında gösterilirler.

2010'un başlarında Summertime EP'si, Haziran'da ise kendi isimlerini taşıyan uzun çalarla ortama hareketli bir giriş yaparlar. The Drums'ın müziği başta The Smiths olmak üzere, New Order, Orange Juice ve Joy Division'dan esintiler taşır. Albümden çıkan dört single arasından Forever and Ever Amen, benim favorim olmuştu. 2010'un en iyi albümleri arasında gösterilen The Drums iyi bir çıkış yaptı ve ikinci albüm için arayı hiç açmadılar. Hemen hazırlıklara başlayan çalışkan müzisyenler, Money isimli single'la bize güzel haberi vermişlerdi. Single'ın ardından, geçtiğimiz günlerde albümü The Guardian'ın sitesinden ücretsiz olarak hayranlarına dinlettiler. Bugün ise The Drums severlerin merakla beklediği gün - Portamento'nun resmi çıkış tarihi idi. The Drums, müzikal olarak kaldığı yerden devam ediyor. İlk albümlerine oranla değişen fazla bir şey yok, o açıdan bizi şaşırtmıyorlar. Sadece "Searching for Heaven"da biraz daha elekronik sularda yüzmüşler. Geri kalanı ise bildiğimiz The Drums. Sözlerde aşk, hayal kırıklıkları ve ayrılıklar var.

Melankolik sözlerle hareketli tonların birleşimi çok tatlı bir etki yapıyor, işte bu da The Drums'ı farklı kılan öğelerden biri. Böyle güzel özelliklere ve birçok hit barındıran albüme rağmen, Portamento bana ilk albümün devamı gibi geldi. Evet çok güzel ama biraz tekrara düşmüşler gibi. Birden yakaladıkları başarıyı devam ettirmek istemekte haklılar ama arada fazla zaman olmadığı için diğerine benzeyen bir albüm çıkmış ortaya. Şahsen, The Drums'ı seven biri olarak bu durumdan pek şikayetçi olduğumu söyleyemem. En azından ikinci albüm stres ve baskısını kolay bir yolla ortadan kaldırmış oldular. Fazla risk almadan, akılda kalıcı melodiler ve sözlerle hazırladıkları Portamento, üçüncü albüme kadar onları idare edecek ve yine yılın albümleri listelerinde kendilerine yer bulabilecekler. İlk single Money haricinde albümde dikkat çeken parçalardan bazıları "Hard To Love", "I Need a Doctor" ve "Book of Revelation". Kısacası The Drums bildiğiniz gibi, kitaba kaldığı yerden devam etmiş ama beğenmemek için de pek bir neden yok.

Albüm notu: 7/10

* Her salı Visiomento'da yeni bir video yayınlayan The Drums'ı takip etmeyi unutmayın.


28.8.11

Reading and Leeds 2011'den seçmeler.

Dünyanın en eski popüler müzik festivallerinden biri olan Reading ve Leeds festivali eş zamanlı olarak iki ayrı yerde konuşlanan bir festival. Bu seneki headlinerları arasında Muse, The Strokes, Friendly Fires, The National, Pulp ve daha sayamayacağım kadar şahane grubu barındıran festivalden bazı videoları seçtim sizin için. BBC'nin yayınlamadığı henüz birçok video var, onları bekleyene kadar neler olmuş bir bakalım.

Pulp'tan Jarvis Cocker sahnede The Strokes'a eşlik etmiş ve The Cars'ın "Just What I Needed"ini söylemişler. Okuduğuma göre The Strokes'un performansı, festivaldeki en iyilerden biriymiş. Jarvis'in onlara katılması seyirciyi fena halde coşturmuş.

The Strokes ve Jarvis Cocker - Just What I Needed (The Cars cover)



2010'da çok güzel bir albüm yapan Crystal Castles, herhalde en popüler olan ve benim de en sevdiğim şarkıları Celestica'yla güzel bir performans sergilemiş ve BBC'nin kanalında yer bulmuşlar.

Crystal Castles - Celestica



Bombay Bicycle Club, yarın çıkacak 3. albümleri "A Different Kind of Fix"in kutlamasını yapmış sayılır. Giderek daha büyük kitlere çalan grubu yeni albümlerinden bir şarkıyla izliyoruz.

Bombay Bicycle Club - Lights Out, Words Gone



Çok ama çok sevdiğim TDCC bu sene en çok festival dolaşan gruplardan biri. Gittikleri her yerde seyircinin çok mutlu olduğu videolardan bile belli oluyor.

Two Door Cinema Club



My Chemical Romance dinlediğim bir grup değil fakat Queen gitaristi Bryan May'le tüyleri diken diken eden bir performans sergilemişler. Queen'in canlı performansını izlemeye yaşı kesinlikle tutmayacak bir ortalamaya sahip olan festivaldekilerin en azından Bryan May'i görebildikleri için çok şanslı olduğunu düşünüyorum.

My Chemical Romance ve Queen gitaristi Bryan May - We Will Rock You / Welcome To The Black Parade



Festivalde en merak ettiğim performanslar BBC Introducing çadırında yeni grupların yer aldığı performanslardı. Onlara facebook sayfamda yer vereceğim. Şu ana kadar izlediklerim arasında "The Bronze Medal"ı çok sevdim (facebook sayfamda görebilirsiniz). Yakında sayfayı güncelleyeceğim, takipte kalın.

26.8.11

Nerves Junior


Louisville'li lokal grup Nerves Junior, radara alınması gereken isimlerden biri. Elektronik rock diyebileceğimiz tarzda müzik yapan grup 6 Eylül'de çıkaracakları albümle aynı adı taşıyan single'ları "As Bright As Your Night Light"ı mayıs ayında yayınlamıştı. Daha önce paylaşmam gerekirdi ama yine de albüm öncesi bu harika şarkıyı mutlaka dinlemeniz gerek diye düşündüm. Bu şarkı albümün devamı için bir referans olacaksa gerçekten iyi bir albüm geliyor diyebiliriz. Son zamanlarda dinlediğim tek single'la beni heyecanlandıran gruplardan biri oldu Nerves Junior. Şimdi yapmamız gereken, 6 Eylül'ü bekleyip albümü dinlemek olacak. Eylül yeni albümler açısından çok bereketli olacak gibi duruyor, öyle değil mi?


As Bright As Your Night Light by Nerves Junior


24.8.11

Freedom or Death - Inside


Engineers of the Soul'dan Okan Budak'ın gönderdiği bir videoyla başladı her şey. "This Crowded Room"u dinlediğim ilk anda çok sevdim. Kimdi bu Freedom or Death? Daha önce duymamıştım ama daha fazlasını duymak için can atıyordum. Kanadalı ikili Steve Fernandez ve Sway Clarke'tan oluşan Freedom or Death, "Müziğimizi yaparken özgür olmak istiyoruz, öyle olmayacaksa bu bizim sanatımızın ölümü olur" demiş. Bu aslında grup ismine de bir açıklama getiriyor. 2010'da kendi isimleriyle çıkardıkları EP'nin ardından, nisan ayında "Ego" isimli bir EP daha çıkarmışlar. Güçlü vokal, yumuşak elektronik dokunuşlar, melodik nakaratlarla bir araya gelen ve gerçekten geniş sularda gezinen bir tarzları var. Dün yeni klipleri "Inside" Rolling Stone'da "exclusive" olarak yayınlandı. Bu grup için bayağı büyük bir adım oldu. Önceki işlerini bandcamp sayfalarından dinleyebilirsiniz. Bundan sonra artık bir LP'yle karşımıza çıksalar pek güzel olacak.



23.8.11

Girls - Honey Bunny


NPR Music az önce Girls'ün yeni şarkısı "Honey Bunny"nin premiere'ini yaptı. 13 Eylül 2011'de çıkacak yeni albümleri "Father, Son, Holy Ghost"tan yayınlanan "Vomit"i daha önce burada dinlemiştiniz. "Honey Bunny" Christopher Owens'ın yazdığı 18. şarkı olma özelliğini taşıyor. Bu şarkıyı 2008'de hafiften annesine serzeniş şeklinde yazmış. 2011'de bile hala surfer guitar sound'unun çok iyi olduğu söylemiş. 2011'in en çok beklenen albümlerinden biri olan "Father, Son, Holy Ghost" çok ses getirecek diye düşünüyorum. Ayrıca albümle ilgili çokça tweetlediğim için beni İncil'den pasajlar paylaşan bir hesabın takibe aldığını biliyor muydunuz?

Şarkıyı buradan dinleyebilirsiniz.

Florence+The Machine'den Yeni Album Habercisi

Florence+The Machine'i ozlemistim! Florence zaten en iyi kadın vokaller listesinde benim açımdan bayağı yukarıda bir yerlerdedir. Sonunda stüdyoya girmiş ve yeni albüm için hazırlıkları hızlandırmışlar. Paul Epworth prodüktörlüğünde kaydedilen ve henüz adı belli olmayan albüme 7 Kasım'da kavuşacağız. İşte o kavuşma öncesi "What The Water Gave Me" isimli şarkıyla karşımızdalar. Florence bu şarkıyı yazarken Frida Kahlo ve Virginia Woolf'un onun ilham kaynakları arasında olduğunu ve okyanusun doğanın güzel mucizelerinden biri olduğunu söylemiş.

The Drums'tan Online Video Kanalı "Visiomento"



The Drums web sitesinden yaptığı açıklamada; siber teşhirciliğin ve sınır tanımayan paylaşımcılığın şartlandırıldığı bir çağda görüntü ve seslerin ışık hızında paylaşıldığını, bu yüzden internet üzerinden kendi kanallarını kurduklarını açıklamışlar. Internette sosyal ağlar ve mikro blogging sayesinde özel hayatın yayınlanmasının çok daha kolay hale geldiğini ve bu sayede kendi ağlarını kurdukları için mutlu olduklarını söylüyorlar. 
Visiomento adını verdikleri kapalı devre kamera sistemi sayesinde yeni bir seriye başlıyolar ve her salı takipte olmamızı söylüyorlar. Visiomento'da stüdyodan kimi zaman konuk sanatçıların da katılımıyla yeni şarkılar dinleyebilecek ve onların samimi ortamlarına tanıklık edebileceğiz. Serinin ilk videosu Portamento adlı albümlerinde yer alacak olan "What You Were" isimli şarkı. 
Bununla birlikte var olan teknolojiyi grupların nasıl daha verimli kullanabileceğini görüyoruz. Özellikle Twitter, sanatçılarla hayranlar arasındaki perdeyi kaldırdı ve iletişimi daha ulaşılabilir hale getirdi. Böyle bir zamanda The Drums'ın Visiomento projesinin güzel bir örnek olacağını düşünüyor ve darısı diğerlerinin başına diyorum. İyi seyirler! 


18.8.11

Snow Patrol - Called Out In The Dark

Snow Patrol, 3 hafta önce "Called Out In The Dark" ismini verdiği yeni şarkısını youtube'da sadece ses dosyası olarak yayınlamıiştı. Klibi ise dün itibariyle yayında! Altıncı albümlerinin sinyali olan şarkıyı ilk dinlediğimde Snow Patrol'un genel soundundan çok farklı olduğunu düşünmüştüm. Sizce de öyle değil mi?

17.8.11

Organizatör olsanız...

Müzik ve festival sever bir insan olarak yılın yarısını dünyadaki festivalleri dolaşarak geçirmeyi çok isterdim. İş icabı bunu yapan insanlara gerçekten çok imreniyorum. Bazı grupları yıllarca bekliyoruz, bazıları ise ülkemize uğramadan dağılıyor ya da yaşlanıyorlar. Bazılarını ise ünlü oldukları ilk yıl "Keşke görsek diyoruz". Çeşitli sebeplerle görmek istediğimiz bir sürü grup oluyor haliyle. Yurt dışına gidip onları izleyenler şanslı ama ya burada bekleyenler? Ulaşabildiğim kadar insana ulaşıp bu yıl ve gelecek yaz Türkiye'de hangi grup ve sanatçıları görmek istediklerini belirtsinler istiyorum. Yorumlar bırakıldıktan sonra en fazla yazılan isimleri yine blogda açıklayacağım. Hadi bakalım bir düşünün, siz organizatör olsanız gelecek yaza kadar kimleri getirmeye çalışırdınız? Bu arada limit 10 grup/sanatçıyla sınırlı!


Benim listem:


Arctic Monkeys

Coldplay

The Black Keys

The Drums

Ellie Goulding

Girls

Kasabian

Kings of Leon (son durumları biraz karışık olsa bile)

Queens of the Stone Age

Two Door Cinema Club

Listemi yaptıktan sonra "Çok zor" dedim ama Rock'n Coke her sene olsaydı belki bunu söylemeyecektim. Ya da büyük başka bir festivalimiz olsaydı. Rock'n Coke bile zar zor düzenleniyor diyebilirsiniz ama neden bizde de bir Rock Werchter, Hurricane, Roskilde ya da Sziget olmasın? Öyle bir proje olursa gönüllü çalışmaya bile razı olurum herhalde :)

16.8.11

The Kooks - Is It Me

Daha önce tadımlık yayınladıkları şarkı sözlerinin olduğu "Is It Me" videosundan sonra bu sefer sahici video geldi The Kooks'tan. E hadi ama gelsin 12 Eylül, gelsin Junk of the Heart!