22.11.12

No widows

Hava istediği kadar soğuk olsun ama yağmur olmasın derim şahsen. 21. kattaki ofis katından çok güzel görünse de, sesini çok sevsem de ıslanma duygusunu ve onun insanlarda yarattığı şapşallık halini sevemiyorum. Hele şemsiye olayı yok mu? Resmen akrobatik hareketler yapmak gerekiyor bazen.

Havaları geçelim de, bugün Contemporary Istanbul başladı, mutlaka gidin (25'inde bitiyor).

Bir de The Antlers'ın "No Widows"unu dinleyin. Burst Apart'taki en iyi şarkı değil de ne? Yine takıldım.

 

15.11.12

Madness - Oui Oui, Si Si, Ja Ja, Da Da



Az önce youtube hesabımı açtığımda yeni yüklenen videolara bakıyordum. Cooking Vinyl Records'un ardı ardına Madness'in yeni albümü "Oui Oui, Si Si, Ja Ja, Da Da"dan ses kayıtları yüklediğini gördüm.

"Never Knew Your Name"e tıkladım ve bir anda şarkıya tutuldum. "Hayatında kaç kere Madness dinledin?" sorsanız cevap veremem bile. İçli dışlı olduğum bir grup olmadı Madness hiçbir zaman. Belki de büyük bir kayıptı bilemiyorum. Bu güzellikten ekisk kalmayın, siz de dinleyin, gününüz güzelleşecek.




Albümden diğer şarkıları da şu linkten dinleyebilirsiniz.

12.11.12

Christopher Owens'dan ses var.

Blogda "Girls" ya da "Christopher Owens" diye arama yaparsanız ona olan sevgimi anlatan birkaç tane post görebilirsiniz. Owens, Ağustos(Temmuz da olabilir, emin değilim) ayında gruptan ayrıldığını söylemişti. Pek şaşırmamıştım. Grubun beyni ve sesi ona aitken, nerede olursa olsun ben onu dinlerim.

Bu arada Owens, ilk solo konserini yurdu San Fransisco'da verdi bile. Portekiz ve İngiltere'ye de uçacakmış yakın zamanda. Tur haberini aldığımda ben de tam "Bu adam ne yapıyor?" diye düşünüyordum. Hatta twitter'da biraz sesli düşününce, o da cevap vermişti. E paylaşmasam olmazdı tabii ki.

Ah keşke diyorum Chris keşke gelsen buralara!


 

3.11.12

Müziğe haute couture dokunuş; Wounded Wolf

Geçtiğimiz günlerde ofisteki arkadaşlarıma "Benim aslında bir müzik blogum var" deyip, oktopustremayndnoktakom'u tıkladığımda karşıma çıkan şey yüzünden utandım. Ağustos ayından beri yazmıyordum ve artık hayatım bir düzene girdiğine göre bloga geri dönmem gerekiyordu. Uzun uzun yazılar ya da albüm kritiklerine yine zaman olmayacak belki ama bazen bir cümle, bir fotoğraf ya da bir şarkı paylaşacağım. Şu an, devamı nasıl gelecek çok da bilmiyorum açıkçası.

Blogun güzel yanlarından biri de, benimle ortak zevki olan insanlarla bağlantı kurmam ve bir noktada buluşmamız. Çok ilginç şeyler de oluyor ama o da başka bir yazının konusu olsun. Bugünün konusu "Wounded Wolf" isimli bir plak şirketi. 



Bir gün bana Atay İlgün'den, yaptıkları işi anlatan bir mesaj geldi. Kendi müziklerini yapıp, kişiye özel olarak paketini de kendileri hazırlıyorlarmış, bir nevi haute couture! Londra-Ankara arası bağlantıları varmış ama şimdi Ankara'daki stüdyolarından işi devam ettiriyorlarmış. Sitelerini ve soundcloud hesaplarını inceleyince merakım daha da arttı ve Atay'a ulaşıp işin detaylarını öğrendim.

Wounded Wolf, Atay İlgün tarafından Londra'da kurulmuş ve ona sonradan Gözde Omay da eşlik etmiş. İkilinin şu anki en önemli maddesi olan “The Hogweed And The Aderyn" iki EP'ye sahip. İlk iki EP, Amerika'da Haute Magie, İngiltere'de Reverb Worship tarafından yayınlanacakmış.



Yaptıkları müziği CD'ye aktardıktan sonra, onun için kişiye özel bir paket tasarlayan ekip, böylece müziğin canlılığını koruduklarını düşünüyorlar. Üstelik satın aldığınız kopya, müziğin kopyası değil sizin için yapılmış bir kopya oluyor. Müziği satın alırken, aslında size özel bir sanat objesi de almış oluyorsunuz, ki bence harika bir şey!



Müziğin giderek tek düze olduğu zamanlarda, bu işe inanılmaz emek harcayan insanlara çok saygı duyuyorum. O yüzden, Wounded Wolf'un yolunun çok açık olmasını diliyorum.

Onları soundcloud ve facebook'tan takip etmenizi, sevgili arkadaşım Seden Mestan'ın ikiliyle yaptığı geniş röportajı okumanızı da tavsiye ederim.





10.8.12

Muse - The 2nd Law: Unsustainable



Muse yeni albümün sinyallerini geçen hafta Twitter'da paylaştığı albüm kapağıyla vermişti. The Human Connectome Project'ten alınan görsel, beyindeki yolları ve bilgi işleyişini neon renklerle gösteriyor.

The 2nd Law ismini taşıyacak albümden yeni yayınlanan şarkı "The 2nd Law: Unsustainable". Muse'un alışık olduğumuz gitar riff'lerini yerine daha dubstep'e dönük bir stil söz konusu. Dikkat çekici bir klip ve sanki albümün devamında da aynı konudan gidilecekmiş gibi duruyor. 13 Eylül'de yayınlanacak albümü merakla bekliyoruz.


 

9.8.12

Ellie Goulding - Anything Could Happen

Ellie Goulding 2010'yayınlanan çok başarılı debut albümü "Lights"tan sonra "Halycon"la karşımıza çıkmaya hazırlanıyor. Açıkçası ilk albümü çok uzun süre dinlemiştim ve hala şarkılarından bıkmış değilim. 8 Ekim'de çıkacak albümden ilk single ise "Anything Could Happen" oldu. Daha önce The Vacciness'in Wetsuit klibinde olduğu gibi Ellie de hayranlarının instagram'dan gönderdiği 1200'den fazla fotoğrafla oluşturmuş bu klibi. Böylece hem hayranlarına değer verdiğini göstermiş hem de eğlenceli bir klip ortaya çıkarmış oluyor.



 

7.8.12

Mumford & Sons - I Will Wait

Sevgili Mumford kardeşler 24 Eylül'de yayınlayacakları albüm Babel'den yeni bir şarkı yayınladılar. "Sigh No More" gibi bir albümden sonra beklentiler büyük. Bu şarkı çıkış parçası olarak biraz zayıf geldi bana. Yine bildiğimiz tadı var ama ilk anda yakalayan bir parça değil. Zira kendileri de "Albümdeki en sıradan şarkılardan biri, henüz yeni başlıyoruz" gibi bir açıklama yapmışlar. Daha önce Lover's Eyes ve Ghosts That We Knew adlı şarkıları youtube'daki konser kayıtlarından dinlemiştik, ki gayet iyi şarkılardı. Çıkış parçası olarak I Will Wait doğru bir seçim mi göreceğiz ama albümden çok daha iyi şarkılar çıkacağını tahmin ediyor - umuyorum!


The xx - Chained

Canımız  The xx'ten bugün sabahtan beri yeni şarkılar gelmeye başladı. Önce bir hayranın çektiği Sunset ve Reuninon videolarını gördük youtube'da. O videoları görmemle krize girmem bir oldu zaten! "Of yakınlarda bi yerlere gelseler de gitsem! Nasıl bu kadar kusursuzlar!" diye kıvranmaya başladım. Ofiste bıkmadan usanmadan üst üste dinledim yeni şarkıları.

Sonra, Young Turks yeni bir şarkı daha patlattı youtube'da; "Chained". Görünen o ki, birinci albümdeki formül yine devam ediyor: kısa ama vurucu şarkılar!

10 Eylül'de çıkacak "Coexist" albümünü gözüm yollarda bekliyorum!






6.8.12

Paul Banks - The Base



Birkaç gün önce Matador Records, Paul Banks'in  (Interpol) yeni twitter hesabını paylaşınca "Hayırdır inşallah?" dedim tabii. Durup dururken böyle bir şey olmazdı. Bunun altında yeni bir haber olmalıydı. O açıklamanın altında yatan gerçek bugün belli oldu. Youtube'a The Base diye şahane bir şarkı düştü! Paul Banks solo işlerinde Julian Plenti adını kullanıyordu ama bu sefer kendi adıyla çıkmış yola. 10 şarkılık yeni albümün ismi "Banks" ve yayınlanma tarihi şu an 23 Ekim gibi görünüyor. 

Şarkı listesi ise şöyle

1. The Base
2. Over My Shoulder
3. Arise, Awake
4. Young Again
5. Lisbon
6. I’ll Sue You
7. Paid For That
8. Another Chance
9. No Mistakes
10. Summertime Is Coming


Heyecanlanmamak elde mi, söyleyin!




Eugene McGuinness - Harlequinade

Eugene McGuinness'in 3. albümü "The Invitation To The Voyage" bugün itibariyle çıktı. Facebook sayfamda stream linkini vermiştim, ilgileniyorsanız link hala çalışmakta.

Albümden daha önce Lion ve Thunderbolt'a blogda yer vermiştim. Bu da, az önce yayınlanan yeni video "Harlequinade". Fırsat bulduğum ilk anda albüm yazısına da girişeceğim. Cheers!


3.8.12

The Maccabees - Into The Dark

The Maccabees Microsoft'un Kinect kamerasını kullanarak farklı bir video performansı gerçekleştirmiş. 3 şarkılık bir set halinde çekilen video VEVO Presents serisinde yer aldı. Jamie Roberts ve Will Hanke'nin yönetmenliğini yaptığı videoda performans 3 boyutlu hale getirilmiş. Daha önce bir örneği bulunmayan bu videoda, 3 boyutlu performans siyah beyaz ve soyut görüntüler içerdiği için uzaydaymış hissi veriyor. Bu sebepten performans "In The Dark" olarak adlandırılmış. Şarkılar sırasıyla "Go, Heave, Given to the Wild" olarak sıralandırılmış.


Günümüzde 3 dakikadan uzun süren videolara dayanamayan gençlik bakalım bu videoya nasıl tepki verecek? Bence The Maccabees'in şahane performansı yüzünden video da kendini izlettiriyor. Süper olmuş, ellerinize sağlık çocuklar.


Geçmiş: The Maccabees - Given To The Wild albüm yazısı



30.7.12

Animal Collective - Today's Supernatural

Haftaya yeni bir şarkıyla başlıyoruz! Animal Collective'in 3 Eylül'de çıkacak albümü Centipede Hz'den ilk single "Today's Supernatural". 2009 çıkışlı Merriweather Post Pavillion albümlerinden sonra Animal Collective cephesinden bize ulaşan yeni materyal olmamıştı. Garaj günlerine, yani özlerine döndüklerini söyleyen Animal Collective'in yeni albümü gürültülü bir sound'a sahip olacak gibi.


Önümüzdeki günlerde çıkacak albümleri görmek için sizi şuraya alalım.



29.7.12

Eksen on Fair // Bombay Bicycle Club Geliyor!



Sabah kalkmadan önce yatağımda twitter'da son olan bitenlere bakıyordum, Mehmet Tez yeni bir festivalin haberini yapmış. Neymiş bu derken, birden Bombay Bicycle Club'ı gördüm, güne şahane başladım! Radyo Eksen, 15 Eylül'de "Eksen on Fair" adı altında tek günlük bir etknlik düzenliyor.

Maçka Küçükçiftlik Park'ta yapılacak etkinlikte Bombay Bicycle Club'ın yanı sıra The Stranglers, Space ve London Guns bulunuyor. Gary Powell (Belle&Sebastian ve The Libertines davulcusu) ve Adam Ficek (Babyshambles davulcusu) London Guns adı altında DJ set düzenliyorlarmış.

15 Eylül'de yapılacak festivalin biletleri de çok yakında satışa sunulacakmış. 2011'in bana göre en iyilerini seçtiğim listemde 5. sıraya almıştım Bombay Bicycle Club'ın A Different Kind of Fix'ini. Onların gelmesi bile yeter benim için. Eksen'i seviyorum! Ve onlardan gelecek haberleri dört gözle bekliyorum. Ayrıca hayat hep festival olsa, biz de öyle yaşasak diyorum, ne dersiniz?


03.08.2012 son dakika editi: Biletler bugün itibariyle Biletix'te. VIP: 140 TL // Tam 87,50 TL // Öğrenci 67,50 TL

Detaylar: http://www.eksenonfair.com/



26.7.12

The Killers - Runaways




En sevdiğim gruplar sıralamasında başı çekenlerden biri olan The Killers'ın yeni albümünü uzun zamandır bekliyordum. Birkaç gün önce yayınladıkları yeni single "Runaways"ın klibi de bugün geldi. The Killers yine bildiğimiz gibi. Kaldığı yerden devam ediyor.

Bu arada önümüzdeki aylarda çıkacak albümleri facebook sayfamdaki bir albümde topluyorum. Bakmak isterseniz buradan buyurun.

20.7.12

Morrissey Bize Ne Yaptın? / Morrissey, What Did You Do To Me?




Morrissey konseri öncesinde heyecandan karnıma ağrılar giriyordu. Ofiste sürekli "Heyecanlı mısın?" sorularıyla karşılaşıyor ve coşkuyla "Tabii ki!" diye karşılık veriyordum. Heyecanlı olmamam mümkün müydü? Müziğe sıkı sıkı sarıldığım lise yıllarında The Smiths'i keşfedip, Morrissey'in dünyaya karşı takındığı güçlü tavra hayran kalıp, sözleriyle defterlerimi süslemiştim. Evet, o zamanlar defterlere şarkı sözleri yazılır, özellikle boş derslerde bunu yapmaya özen gösterirdik. Daha sonra büyüdüm, üniversiteye gittim, aşık oldum, acı çektim ve yine yanımda Moz'un sözleri vardı. O herkesten, her şeyden farklıydı. Müzik benim dinim ise, o da benim Tanrı'mdı.


Konsere giderken içim içime sığmıyordu. Daha önce hiçbir konsere giderken bunları hissetmemiştim. Aradaki bütün ayrıntıları geçip Morrissey'in sahneye çıktığı ana geliyorum. Beyaz gömleği, elinde Türk bayrağı, yanında müzisyenleriyle bir anda sahnede belirdi. "Assad Is Shit" yazıyordu ekibin tişörtünde. Bayrağı açarak "People Have The Power" diye söylendi ve beklediğimiz şarkı "How Soon Is Now?"la açılışı yaptı. Konser öncesinde, son setlistlerine baktığımda çok mutlu olmuştum. Ama sonra düşündüm, ne önemi var ki, onun orda olması zaten başlı başına büyük bir olay. İstediği her şeyi çalsın, nasıl olsa hepsini seviyorum ya!


Seyircisine karşı inanılmaz saygısı ve içten sevgisini hissedebiliyordunuz. İnsanların eline dokunması, hatta hayranları eline dokunduktan sonra kendi elini öpmesi, sahneye çıkan kızları kucaklaması o kadar farklıydı ki. Sanki sahnede binlerce çocuğu olan şefkatli bir baba vardı. Kelimesi kelimesine hatırlamıyorum ama "Can you feel my heart? I have nothing else."  (Kalbimi hissedebiliyor musunuz? Başka hiçbir şeyim yok)" gibi bir şeyler duyduğumu hatırlıyorum. İşte o an samimiyeti karşısında eridim. Bir ara mikrofonu öndeki seyircilere verdi ve onlar da içlerinden geleni Morrissey'e söylediler. "Morrissey sen adamın dibisin!" diye haykıran kıza sevgilerimi gönderiyorum :)

1 buçuk saat o kadar çabuk geçti ki, kaç tane şarkı söylediğini falan şu an hatırlamıyorum ama tek bildiğim ona doyamadığım. "I Know It's Over"ı söylemesi beni mahvetti, benim gibi yüzlerce kişinin o şarkıda ağladığını tahmin edebiliyorum. Vegan değilim ama dün Meat Is Murder'ı dinlerken çok etkilendim. 'Meet Your Meat' videosu da şarkıyı söylerken arkada gösterildi, bunu yapmaya herkes cesaret edemez. Ama o "All politicians are the roots of evil" diyecek kadar da cesur ve güçlü. Sonsuza kadar sürmesini istediğim konser, hızlıca geçti. Kalbime birkaç tane çizik attı Morrissey. Hayatımın unutulmaz günleri arasına girmiş oldu bu konser. Onu çok seviyordum ama bu konserden sonra sevgim binlerce kat artmış oldu. Çıkışta uzunca bir süre yürüdüm ve kulağımda hala "I know it's over" diyen Morrissey'in kalp yaralayan sesi vardı.


Kısa not: Bu konserle ilgili ne kadar yazarsam yazayım hep yarım kalacakmış gibi hissediyorum. Şu an duygularımı anlatmada çok başarılı değilim sanırım ama konseri yaşayanlar neler hissettiğimi tahmin edebilir :)


------------


I had terrible stomach ache before Morrissey concert, it's all about excite! Everyone in the office asked me "Are you exciting?" How can I not be? When I was discovering the power of the music in high school years, I met to The Smiths then I was being charmed by Morrissey's strong attitude against world. I used to write lyrics on my notebooks, papers, anything I found. Then I went to college, fell in love, my heart was broken and Morrissey was the only person who is with me all the time with his songs. He is unique, like no other. If music is my religion, so Moz is my God..


I felt so different yesterday. I've never felt before in any other concerts. Morrissey showed up with his white shirt and jeans, Turkish flag on his hand and his musicians with "Assad is shit!" t-shirts. He opened the flag and murmured "People Have The Power" then started to sing "How Soon Is Now?" as we expected! When I looked his previous setlists, it all looked flawless but then I think, it doesn't even matter! I'll be happy whatever he sings, I love all of them! The most important thing is that he is here with us.


You can feel his respect and love to his audience in every moment. He touched fans and kissed his own hand which fans held. He hugged the girls who tried to jump on the stage, actually he helped his fan to jump on the stage :) It was all so different and honest. His honesty breaks the walls between fans and Moz! It feels like he has thousands of children and he is loving father of them. He said to us "Can you feel my heart? I have nothing else." I was melted. Then he gave microphone to audience and people said "I love you Morrissey!", "Will you marry me?" (really?), "Morissey sen adamın dibisin which means "You are the man! You are the best of best" in slang (not bad) :) Then added "There is a light that never goes out and you showed it to us" which is the most meaningful sentence from audience.


He started at 10 pm and off to stage at 11:35 (if I'm not wrong). It was not enough for me. "I Know It's Over" was the top of the gig for me. I felt so sad, cried and I know there is hundreds of people like me yesterday. I'm not vegan but I felt so emotional when he sang "Meat Is Murder". He introduced the song "Meat Is Shit" and we saw "Meet Your Meat" video on the background. No one can be brave like him. Which musician can say "All the politicians are the roots of the evil"? He said. I wish that concert lasts forever, it's gone so fast. He scratched my heart and it really hurts. Yesterday is gonna remember always. I used to love him but now I love him more and more. I walked down on the lonely dark streets after the gig and his voice tinkled out and wounded my heart "I know it's over".


(OK moz_fan here is an English version for you. No need to google translate! )






















18.7.12

The Vaccines - Teenage Icon



 İlk albümlerini dinlemekten bıkıp usanmadığım The Vaccines, yine şahane bir albümle geliyor gibi! İlk single "No Hope"tan sonra, arayı fazla açmadan bugün de "Teenage Icon"u yayınladılar. Bu grup sevilmez de ne yapılır?

- Yeni albüm "Come Of Age" 3 Eylül'de yayınlanacak.

Delphic - Good Life




Manchester'lı grup Delphic'i, 2010'un başında çıkardığı albüm "Acolyte"la tanımış, albümü de çok sevmiştim. Sanki aradan 2 değil de, 4-5 yıl geçmiş gibi gelen sürenin sonunda Delphic'ten yeni bir şarkı geldi. İlk albümdekinden çok farklı, çıkış şarkısı için de biraz sönük bir seçim gibi geldi bana. Single 23 Temmuz'da yayınlanacakmış. Yine de albüm için umudumu kesmiyorum. İyi bir şeyler gelebilir, gelmeli!

17.7.12

Çölden İndim Denize

Ben Nisan'da Coachella'ya mı gitsem diye düşünürken, onlar festivali denize taşımaya karar vermiş! Bahamalar ya da Jamaica'da kocaman bir gemide yüzlerce (binlerce?) müzikseverin olduğunu düşünün. Pulp, Hot Chip, Yeasayer, Sleigh Bells sizin için gelip o gemide çalıyor! Olur mu, oluyor işte.

Fort Lauderdale'den hareket edecek tekne 16-19 Aralık'ta Bahamalar'da, 19-23 arası da Jamaica da olmak üzere 2 tur düzenleyecek. Yani Nisan'da yapılacak festival gibi 2 kez üst üste aynı line-up'la iki festival yapılacak. Şu an belli olan line-up afişte şöyle yer almış. Ücretler de kişi başı 500 dolardan başlayacakmış.



Pazar günkü konserden sonra imkan olsa Pulp için her yere giderim diyorum ama bu line-up'ı genişletmek gerek :)


16.7.12

(Efes Pilsen) One Love Festival 2012'nin Ardından

Önce adından "Efes Pilsen" kaldırıldı, sonra kapı açılışından 1 saat önce içki satışının olmayacağı duyuruldu. Bu yüzden bilet iade edenlerin bile olduğu söylendi ve maalesef festivalin ilk günü müzikten çok bu olaylar konuşuldu. 2 günlük eğlenceyi engellemek isteyenlerin düşüncesi neydi bilmiyorum ama unuttukları bir şey vardı, o da "müziğin birleştirici gücü!". Bu olaylar Türkiye'de her gün biraz daha bastırılan gençliğe yapılan sıradan bir olay gibi görünse de, #ozgurlugunesahipcik hashtag'inin bir anda twitter'da zirveye oturması öyle olmadığını gösterdi. Orada yazılanlar çoğunluğu temsil etmese de, yine de bazı şeyler için insanları harekete geçirebilir belki. Çünkü olayın o gün içki içmek olmadığını hepimiz biliyoruz, bunun için yılın bir sürü günü var. Sadece insanların özgür iradelerinin elinden alınması çok korkutucu. Bu durumda konserlere geçmeden önce olayı son derece iyi idare eden Pozitif Müzik'i gerçekten kutluyorum.


Festivalin 1. günü hafif rahatsızlığım yüzünden gidemedim ama Kaiser Chiefs ve Damien Rice'ı kaçırmak beni çok üzdü. Hele ki Ricky'nin seyircilerin arasına dalıp orada şarkı söylemesi, eminim cumartesi günü orada olanlara çok eğlenceli anlar yaşatmıştır.




Dün gittiğimde ana sahnede Kimbra performansına başlamıştı. Daha önce videolarında da gördüğüm gibi inanılmaz derecede tatlı ve güzel bir kız vardı sahnede. Beyaz ve lame detayları olan elbisesiyle güneşin altında parlıyordu. O sıcağa rağmen oldukça enerjikti ve sahnenin her yerini dolaşıyordu. Kalabalık Settle Down'ı bekliyordu, o da bunu biliyordu ama olduğundan farklı bir versiyonunu seslendirdi dün konserde. Kimbra elinden geleni yapsa da, sanki henüz büyük sahnelerin sanatçısı değil gibi. Seyirciler de sıcak yüzünden mi bilinmez bayağı tutuktu. Belki de Pulp'ı beklemenin heyecanıydı, bilemiyorum... En azından benim için öyleydi. 


Pulp'ın geleceğini bildiğimden beri içimde anlatması güç bir duygu vardı ve dünkü konseri de nasıl anlatacağımı, doğru kelimeleri nasıl bulacağımı da tam bilemiyorum açıkçası. Özellikle üniversite zamanında uzun bir süre dinlediğim, şarkılarıyla dans ettiğim ve hüzünlendiğim, bazen baş kaldırdığım ve hayran olduğum grubu görecektim. Pulp çıkmadan önce sahneye siyah bir perde indirildi. Arkadan gelen hafif müzikle birlikte perdenin üstünde yazılar kaymaya başladı. "Merhaba, Nasılsınız?". İşte o an arkada olduklarını da bildiğimizden heyecan arttı. Bayağı uzun süren bu girişin "Bira ister misin?" sorusundan sonrasını ve ilk şarkıyı kaydettim, birazdan videoda görebilirsiniz.


Bir önceki gün Kaiser Chiefs'ten Ricky'nin de alkol yasağıyla dalga geçmesi gibi (Çetin Cem'in yazısında detaylar mevcut, burada) Pulp da bu yasağa dikkat çekti. Zaten onların buna duyarsız kalmasını beklemezdim.




"Do You Remember The First Time?"la giriş yapan Jarvis, sahnedeki hareketleri, kendine özgü dansı, içten sözleriyle bir anda hepimizi avucuna aldı. Gerçi siz benim "hepimiz" dediğime bakmayın, önde olduğum için çılgın kalbalığın arasındaydım ama arkada yeterince coşku olduğunu hissedemedim. Her şarkıya eşlik eden insanlar yoktu zaten. İlk 2 şarkıyı çektikten sonra (ona da nasıl dayandım bilmiyorum ama) kameramı çantama koydum ve "Pulp"ı yaşamaya başladım! O saatten sonra bende kayış koptu! Hele bir ara Jarvis Cocker sahneden inip önde gezmeye başlayınca ve olduğum yere gelince "Neler oluyor?" diye kendime sordum bir an. Onunla göz göze geldikten sonra, milattan önceki "güya" akıllı olan telefonumla net olmayan bir fotoğrafını çekmeyi başarıp onu da hatıralarımın arasına kattım.


"Something Changed"le duygulanıp, "Party Hard"la olduğum en büyük partideymiş gibi hissettim kendimi. Pulp'ın sahnede olduğu süre boyunca ben de sadece Pulp dünyasında yaşadım. Jarvis'in birbirinden güzel sözleriyle büyülendim. Sıcak yüzünden sırılsıklam olan takımı ve korkunç neme rağmen sahnede olduğu her anı özel kıldı ve sonuna kadar hakkını verdi! Bis'te de "Mis Shapes"i çaldıktan sonra daha ne isterdim ki?


Konser bitip de dolmuşa binince, yüzüme vuran rüzgarla gözlerimi kapadım ve Jarvis hala kafamın içinde dans ediyordu. Şu an hala "I Spy"ı dinliyor gibi hissediyorum. Canlı canlı onları görüp, 2 saatliğine de olsa o dünyada yaşadığım için çok mutluyum. Bu güzelliği gerçekleştiren, emek veren herkese binlerce kez teşekkür ediyorum. Pozitif ailesine cesaretlerini kırmadıkları için, her yıl bir rüyayı daha gerçekleştirdikleri için çok ama çok teşekkürler! Daha yapacak çok işleri var, biz de daha çok grup izleyeceğiz İstanbul'da!

Tam sırasını hatırlayamamkla birlikte setlist şöyleydi: Do You Remember The First Time? / Monday Morning / Don't You Want Me Anymore? / Something Changed / Disco 2000 / Sorted / Acrylic Afternoons / I Spy / Party Hard / Like A Friend / Babies / Joyrider / Hardcore / Sunrise / Bar Italia / Common People / Bis: Mis Shapes








Bunu da imzalamayı unutma! http://www.ozgurlugunesahipcik.com/ Belki artık biraz daha fazla ses çıkmarma zamanı gelmiştir, ne dersiniz?


Sonradan gelen edit: Konser kültürümüz hala yerlerde. "Pardon! Pardon" diyerek insanları ezip öne geçmeye çalışanlara, kalabalıkta sigara içip yüzümüze yüzümüze üfleyenlere, sürekli konuşanlara ne demeli bilemiyorum.


Instagram'daki fotoğraflar için: @manolyafikri


19.6.12

Motivasyon Şarkıları Vol. 2

Neredeyse 2 aydır bloga doğru düzgün bir şeyler girememişim, gördüğüm kadarıyla. Bir şeyler yazamadığım için içim içimi yiyor ama zamansızlık zor bir şeymiş.

Hatırlayanınız var mı bilmiyorum ama yaklaşık 3 ay önce "Motivasyon Şarkıları" diye bir post hazırlamış ve Onur Yazıcı, Emre Erbirer, Hayalsu Altınordu ve Işıl Kılkış'a spor yaparken onları motive eden şarkıları listelemelerini istemiştim (buradan görebilirsiniz). Onun hemen ertesinde Sinan Kolat'ın attığı listeler (utanarak söylüyorum) 7 Mart'tan beri inbox'ımda duruyor.

Bir işi yapıyorsam düzgün yapayım derdinden dolayı bir türlü yayınlayamadım, titizlik başa bela!





Sinan Kolat, İşletmeci







 










Helen Southcott, Editör















Efe Kuyumcu, Tekne Tasarımcısı














Tuğçe Tokem, Borsacı
















23.5.12

Movida Corona'yla DJ'lerin Eurovision'ı

Bir basın bültenini aynen aktarıyorum, elçiye zeval olmaz :)



Bu yıl uluslararası düzeye ulaşan
12. Movida Corona DJ Yarışması’na Corona’nın anavatanı Meksika da katılacak …

Dünyanın prestijli bira markalarından CORONA, “MOVIDA CORONA DJ Yarışması” (+18 yaş üzeri) ile geleceğin efsane DJ’lerini bugünden keşfetmeyi hedefliyor. Yarışma kapsamında 29 ülkede gerçekleştirilecek yarışmayla belirlenecek ülke finalistleri Kasım ayında İsveç’in Stokholm şehrinde yer alacak uluslarası büyük finalde birincilik için yarışacak.

www.movidacorona.com.tr adresinden başvuruda bulunup demo kaydını yükleyen Djler arasından seçilen yarışmacılar yaz sezonu boyunca gerçekleştirilecek 3 eleme turunda performanslarını sergileyecekler, eleme turları sonucunda belirlenen finalistler Ekim ayında İstanbul’da düzenlenecek ulusal finalde Türkiye Movida Corona DJ’i olmak için mücadele edecek. Kazanan yarışmacı, İsveç’in Stockholm şehrinde gerçekleşecek “MOVIDA CORONA” uluslararası büyük finaline katılmaya hak kazanacak.

Movida Corona Türkiye’nin birincisi seçilen yarışmacı İsveç’te düzenlenecek büyük final biletinin yanısıra FG 93.7’de radyo programı yapma ve partilerinde DJ’lik yapma hakkını elde edecek. Yarışmanın 2, 3 ve 4. isimlerine ise FG 93.7 guestmixleri ve etkinliklerinde yer verilecek. İsveç’te gerçekleşecek uluslararası büyük finalde ise birinciye İbiza Pachá Club’da performans imkanı, Movida Corona 2013 Tur Dj’i olma şansı ve Pacha’nın 3 CD’sinde yer alma hakkı verilirken, ikinci ve üçüncü olan DJ’ler Miami Ultra Müzik Festivali 2013‘e gitmeye hak kazanacak.

Dünyanın en ünlü gece kulübü zincirlerinden PACHA işbirliğiyle yapılan yarışmanın Türkiye ayağı FG 93.7’nin katkılarıyla gerçekleştiriliyor. House müzik sevenler için sıra dışı bir deneyim vaat eden yarışmada, FG 93.7 DJ’leri de yaz boyunca yarışmacılarla birlikte performans sergileyecekler.

Dünyanın en çok satılan 4. birası CORONA sponsorluğunda gerçekleşecek “MOVIDA CORONA DJ Yarışması” (+18 yaş üzeri) için başvurular www.movidacorona.com.tr adresinden, 3 Haziran 2012 tarihine kadar yapılabilecek. İlk etabı, 16 Haziran 2012 tarihinde Otto Santral’de gerçekleşecek yarışmanın jürisini FG 93.7 yöneticisi ve ünlü DJ Birol Giray (BeeGee), techno ve house müziğin ünlü DJ’i Murat Uncuoğlu, sosyal hayatın sevilen gazetecisi Oben Budak (DJ Discoben) ve Corona Jürisi oluşturacak.

Movida Corona DJ Yarışması ve eventlerine katılım 18 yaş üzeri olacaktır.

9.5.12

Henkel Art.Award Türkiye'den Sanatçılar Arıyor!

Henkel'in başlattığı güzel bir yarışma için Türkiye'den de sanatçılar aranıyor! Çevrenizde bununla ilgileneceğini düşündüğünüz insanlarla mutlaka paylaşın :)



Söz Henkel'de:

Henkel, Orta ve Doğu Avrupa çapında düzenlediği Henkel Art.Award. için başvuru ve katılım çağrısı yaptı.

Türkiye’nin de yer aldığı 23 ülkeden kreatif görsel sanatçılara yönelik sanat ödülü, KulturKontakt Austria ve Viyana Modern Sanat Müzesi (Museum der Modernen Kunst Stiftung Ludwig Wien -mumok) ile işbirliği içinde verilecek. Birinciliği kazanan sanatçıya 7 bin Euro para ödülünün yanı sıra, kendi ülkesinde ve Viyana’da bulunan Mumok’ta birer kişisel sergi imkânı sağlanacak. Böylece ödülün toplam değeri 35 bin Euro’ya ulaşıyor.

Özel bir tema belirlemeyen Henkel Art.Award., Orta ve Doğu Avrupa’daki sanatçılar tarafından resim, çizim, fotoğraf, video ve enstalasyon alanlarında üretilen çarpıcı ve yenilikçi sanat eserlerini ödüllendiriyor. Yarışmanın birincisi çok aşamalı bir seçim süreci ile belirleniyor.

Saygın isimlerden oluşacak uluslararası jüri, tüm katılımcılar arasından ana ödül için beş finalisti aday göstermek üzere 2012 yazında toplanacak. Ödül sahibi, Ekim 2012’de Viyana’da gerçekleştirilecek olan bir gala töreninde ilan edilecek.

Henkel CEE (Orta ve Doğu Avrupa Merkezi) Başkanı Günter Thumser, Henkel’in sanat sponsorluğuna her zaman kararlılıkla büyük ilgi gösterdiğini belirterek, “Sanat sadece kültürel değişime değil, karşılıklı anlayışa da katkıda bulunur” dedi.

Genç sanatçılara destek

Henkel CEE ayrıca uzun süredir ortağı olan KulturKontakt Austria ile işbirliği içinde bir kez daha genç Doğu Avrupalı sanatçılar için 2 bin Euro değerinde burs ödülü verecek. Ödül sahibi, KulturKontakt Austria’nın Artists-in-Residence programının katılımcıları arasından seçilecek.

Henkel Art.Award. hakkında daha fazla bilgi için lütfen http://artaward.henkel-cee.com veya www.facebook.com/HenkelArtAward adreslerini ziyaret ediniz.

17.4.12

Jack White - Blunderbuss

Jack White'ın Blunderbuss albümü, bugün itibariyle online olarak dinleniliyor.

Ben hemen dinlemeye başlıyorum! Çok heyecanlıyım!

14.4.12

Paul McCartney - My Valentine

Paul McCartney, yeni videosu My Valentine için öyle bir video yapmış ki, dün akşam bu video için bir gala bile düzenlemiş. Videoda yer alan Natalie Portman ve Johnny Depp galada yoktu ama Kristen Stewart, Gwyneth Paltrow, Jayma Mays, Reese Witherspoon gibi Hollywood insanları onların boşluğunu doldurmaya çalışmış.

Klipte Natalie Portman ve Johnny Depp'in, şarkının sözlerini işaret diliyle anlattığını görüyoruz. Çok yalın ve şık bir hareket olmuş. Uzun zamandır öğrenmek istediğim işaret diline karşı yine bir ilgim doğdu klip sayesinde ama keşke bir de zaman olsa.


Coachella Diary

Biz cuma gecesi dışardayken ya da çoğumuz uyuyorken Coachella'nın ilk gününde neler yaşanmış, bakalım. [Dünkü hazırlık fotoğrafları içinse sizi buraya alıyoruz. Coachella'yı youtube'dan izlemeyi de unutmayın.]


Alex Turner'ın bu saç modelini geçen sene ilk kez Coachella'da görmüştük. Bu sene biraz daha oturmuş gibi. TDCC ve Metronomy'nin geldiği yaza da Arctic Monkeys yakışırdı ama gelmeleri gibi bir ihtimal yokmuş.


Matt Helders, Suck It and See'nin video yıldızı oldu desek, yalan olmaz. Albümden çıkan çoğu klipte kendisini başrolde, hem de çok başarılı bir şekilde gördük.


Cennet'ten bir parça.


Büyüyünce ben de böyle bir anne olacağım :) 


Canım Christopher Owens, arabesk ruhlu damar şarkıların yaratıcısı. Şu hayatta canlı canlı izlemeyi istediklerimin başında geliyor.


Araya giren bunun gibi bazı fotoğraflar için, pek de söylenecek bir söz yok.


Üstat Jarvis Cocker, Pulp sahnesinde.


Ryan McGinley ve Christopher Owens, allı güllü Girls sahnesinde.



Lindsay Lohan ve Nicolas Cage! Komik ve şahane bir görüntü.


M. Ward, She&Him'e biraz ara verip, yeni albümü A Wasteland Companion'ın tadını çıkarıyor.



Gecenin en büyük ve coşkulu geçtiği görünen konseri The Black Keys'e ait. Bu ikili en büyük rock grupları arasına çoktan girdiler bile. El Camino'yu çıktığı günden beri yüzlerce kez dinlememe rağmen hala bıkmadıysam, bu adamlar en sevdiğim gruplar arasında çoktan yerlerini almış demektir.


Görseller: Getty Images Turkey

13.4.12

Coachella 2012 Başlıyor!

Peki ışınlanma ne zaman başlayacak? diye sormak istiyorum. The Empire Polo Field'de Coachella için hazırlıklar başlamış. Şu fotoğraflara bakıp da iç geçirmeyen var mıdır? Neyse ki, bu yaz bol konserli bir sezon geçireceğiz. Hem daha açıklanmayan One Love Festival line-up'ı var değil mi? Çok da karamsar olmayalım o yüzden :) Hatta bu sabah TDCC dinlerken, evde duran biletimi düşünmek bile mutlu etti beni.

Yine de umarım benim gibi henüz yurt dışı festival tecrübesi olmayanlar tez zamanda bunu yaşarlar!

İyi haftasonları!

Not: Geçen sene olduğu gibi, festival yine youtube'dan, şuradaki linkten izlenebiliyor.













Görseller: Getty Images Turkey

6.4.12

Scissor Sisters - Only The Horses

Yaz yaklaşırken, dans moduna girdiğimiz şu günlerde Scissor Sisters'dan ses gelmesi çok güzel oldu. Calvin Harris ve Alex Ridha prodüktörlüğünde kaydedilen şarkı, yeni çıkacak albümleri "Magic Hour"dan ilk single. Daha önceki Scissor Sisters şarkılarına göre daha yumuşak ve orta tempolu olan şarkı, havalara ısınmak için bire bir. Ayrıca şu renklerin güzelliği nedir öyle?


2.4.12

2si Bir Arada

Esas kızımız Florence, favori adamlarımızdan Josh Homme'la bir araya gelince ortaya böyle de güzel bir şey çıkıyormuş. 9 nisanda piyasaya çıkacak Florence + The Machine MTV Unplugged albümünde yer alıyormuş bu şarkı. 21 nisanda da MTV'de gösterilecekmiş. "Jackson" esasen Johnny Cash ve June Carter tarafından 1963'te seslendirilmiş ama Nancy Sinatra ve Lee Hazelwood da aynı şarkıyı söylemiş.
Orjinaliyle karşılaştırmamak lazım, bence Flo ve Josh'un sesleri birbirine çok yakışmış.
Birlikte daha çok ve daha farklı şarkılar yapmalarını diliyorum.





Unplugged albümün şarkı listesi şöyle:

1. Only If For A Night
2. Drumming Song
3. Cosmic Love
4. Breaking Down
5. Never Let Me Gov
6. Try A Little Tenderness
7. No Light No Light
8. Jackson (ft. Josh Homme)
9. What The Water Gave Me
10. Dog Days Are Over
11. Shake It Out

18.3.12

Big Easy Express

Austin'deki SXSW çılgınlığı dün itibariyle sona erdi. Orada olanların muhtemelen deli gibi eğlendiği ve eşsiz performanslar izlediği, olmayanlarınsa iç çekerek videolara baktığı bir festival daha geçti. Performanslara çok fazla bakma fırsatım olmadı. Bir de hayranların çektiği videolardansa sxsw hesabından gelecek iyi kayıtları bekliyorum aslında.

Mumford&Sons hayranlığıma blogu okuyanlar aşinadır. Austin'den onlarla ilgili güzel haberler geldi. Daha önce The White Stripes'ın çok sevdiğim filmini yöneten Emmett Malloy, bu sefer Mumford&Sons, Edward Sharpe & The Magnetic Zeros ve Old Crow Medicine Show'un 2011'de çıktığı Railroad Revival Tour'u film haline getirmiş. Big Easy Express adlı film dün SXSW'da gösterilmiş. Fragmanı izlediğimde tüylerim diken diken oldu desem yeridir. Bir tren, upuzun bir turne, hiç susmayan müzik ve enerji dolu insanlar! Filmekimi'nde bu filmi izleyebiliriz diye düşünüyorum ama o zamana kadar bekleyebileceğimi de hiç sanmıyorum. Bir de yeni şarkı çalmış canım Mumford'lar, onun da iyi kaydını sabırsızlıkla bekliyorum! Artık yeni albüm de gelse fena olmaz hani, çok bekledik.

13.3.12

Jack White - Sixteen Saltines

Ocak sonunda "Love Interruption"la solo albümün ilk sinyalini veren Jack White, seriye "Sixteen Saltines"le devam ediyor. Daha önce Saturday Night Live'da çaldığı şarkıyı, bugün youtube hesabında paylaşınca ben de eksik kalmayayım dedim. 23 Nisan'da yayınlanacak olan "Blunderbuss" isimli albüme artık gün sayabiliriz!

Çılgın bir Jack White hayranı olarak, The White Stripes başta olmak üzere içinde olduğu her işe saygım, sevgim sonsuzdur. Gerçekten hissederek çalan ve içindeki her şeyi müziğine yansıtan bir adam olarak görüyorum Jack White'ı. İster solo, ister arkasında 5 tane adamla olsun, farketmez. Jack White her şekilde dinlenir!

6.3.12

Motivasyon Şarkıları


Sabah kalktım, önce bir bardak suyumu içtim. Daha sonra yulaf ezmesinin içine 3-4 çilek ve süt ekledim. İşe giderken bir sürü merdiven çıktım. Öğlene kadar bilgisayar başından kafamı kaldırmadan, o defile senin bu backstage benim getty'lerde kayboldum. Site için yazı yazdım.12:30 gibi öğlen yemeğimi yedim. Sonra yine bilgisayarıma koştum. 18:30'a kadar tekrar bir görsel ve yazı maratonunun içine girdim. Eve gidince hafif bir yemekten yarım saat sonra 40 dakika yürüyüş-koşu yaptım. Arada değişen ama genelde böyle olan günlük rutin bu şekilde. Anlayacağınız; iş, spor ve sağlıklı beslenme üçgeninde mutlu mesut yaşıyorum.

Spor yaparken beni motive eden en önemli şey doğru müzik. Zaten yapılan araştırmalara göre (muhtemelen İsveçli bilim adamları yapmıştır) müzik bağışıklık sistemimizi güçlendirmeye ve spor yaparken %15 daha hızlı hareket etmemize sebep olabiliyormuş. Benim en iyi spor arkadaşlarım Chromeo ve Friendly Fires. Dün de Coldplay'in "Every Teardrop Is A Waterfall"una takıldım mesela. 

Bir de merak ettim, başkaları neler dinliyor diye. "10 şarkılık listenizi paylaşır mısınız?" diye sordum. İşte onların motivasyon parçaları:


Onur Yazıcı - Club Bangkok, XOXO Müzik Yazarı (ve daha bir sürü şey)

Saint Motel - At Least I Have Nothing

Breton - Ordnance Survey

Howler - Back Of Your Neck

Ego Trip - Running Out

Lemaitre - Coffee Table

Jonquil - It's My Part

Bourbon Seas - D.I.S.C.O

Tribes - Sappho

Grouplove - Tongue Tied (Gigamesh Remix)

Lana Del Rey - Blue Jeans (Moonlight Matters Remix)




Emre Erbirer - IKSV Sosyal Medya Sorumlusu & Size Editör

30 Seconds to Mars - Closer to the Edge

Linkin Park - Numb

Britney Spears - If You Seek Amy

Lady Gaga - Just Dance

Kesha - Tik Tok

Adele - Rolling in the Deep

Lykke Li - I Follow Rivers

Lady Gaga - Monster

Survivor - Eye of the Tiger

Muse - Time Is Running Out



Işıl Kılkış - Babylon PR

Survivor – Eye of the Tiger

Morcheeba – Enjoy the Ride

Bad Company – Mo’Fire

Sepalcure – I’m Alright

SBTRKT – Wildfire

The Rapture – Get Myself Into It

Portishead – Machine Gun

Pharcyde – Passing Me By

Nirvana – In Bloom

Pendulum – Tarantula



Hayalsu Altınordu - Musicalife.org

Beyonce - Countdown

Teen Daze - Let's Groove

Chester French - Beneath The Veil

Chiddy Bang - The Opposite of Adults (ft. MGMT)

Digitalism - Pogo

123 - So Much To Say

Flight Facilities - Crave You

Florence + The Machine - Shake It Out

T--E-E-D - Tapes & Money

The Strokes - Someday

27.2.12

Arctic Monkeys - R U Mine?

Ofisteyim. Kulaklığımı unuttum. Şarkıyı dinleyemedim ama siz dinleyin istedim.
Müziksiz bir pazartesiye başlamak hoş değil ama sadece klibi görebilmek bile güzel.

Arctic Monkeys'ın B-Side'da yayınlacağı "R u mine?"ı benim yerime de dinleyin. Hepinize iyi haftalar!

22.2.12

Salon'da St. Vincent Patlaması!


Strange Mercy'yle 2011'in en iyi albümleri listelerinde yer alan St. Vincent dün gece Salon'daydı. Çok sevdiğim Sufjan Stevens'la çalışmasının ardından 2007'de ilk albüm Marry Me'yi yayınladı. Ticari başarı ise 2009'daki Actors'la geldi, fakat son albüm Strange Mercy ona daha büyük kapılar açtı. Albümünde pop ve art-rock karışımını hissettiğimiz St. Vincent dün gece bize bambaşka bir yönünü gösterdi.

Sahneye çıktığında çıtı pıtı, güzel mi güzel Annie Clark nam-ı diğer St. Vincent'ın neler yapacağından hebersizdim. Daha önce konser performanslarını pek izlemediğim için kliplerindeki hareketli hallerini biliyordum sadece. Surgeon'la başlayan dinamik konser, şarkı aralarında küçük sohbetler ve gittikçe artan bir coşkuyla devam etti. Sahnede 3 gitarı ve 3 grup üyesiyle yer alan St. Vincent'ın onlarla arasındaki iletişimi de çok iyi görünüyordu. Toko Yasuda (mini moog), Daniel Mintseris (keyboard) ve Matt Johnson'ın (davul) performansa katkısı yadsınamaz. Özellikle şarkı sonlarında Matt'le birlikte coşan St. Vincent sahnede eğlendiğini de gösterdi. Şarkıları söylerken ve gitarı çalarken adeta kendinden geçiyor gibiydi. O'nu öyle görünce etkilenmemek imkansız gibiydi.

Akustik ağırlıklı olacağını düşündüğüm konser çatırtılı patırtılı, hatta punk etkileri taşıyan bir şeye dönüştü. Benimle aynı fikirde olan var mı bilmiyorum ama bu konser St. Vincent albüm kayıtlarını 10'a çarptı. Canlı performansının bu kadar farklı olabileceğini hiç düşünmemiştim. Sesinin daha öne çıktığı sakin şarkılarda bile Salon izleyicisini etkisi altına almayı başardı. Twitter'da da yazdığı gibi Türk hamamı deneyiminden bahsetti. "Doğduğum günden beri ilk kez bu kadar temiz oldum" diyerek seyirciyi güldürdü. Mark Stewart'ın ona verdiği Sid Vicious şeklindeki bulaşık fırçasını anlattı. “Its name is Sid Dishious. That’s all you get from punk!” ve ardından The Pop Group'un "She is Beyond Good and Evil"ı geldi.

Performansının sonunda yükselen enerjisiyle birden seyircilerin arasına atladı ve orada deli gibi çalmaya devam etti. Sahneye tekrar çıktığında gitarını seyirciye fırlattı. Bis için geldiğinde birkaç kere teşekkür edip, herkesi kendine hayran bırakarak Salon'un karanlığında kayboldu.


Setlist şu şekildeydi

Surgeron (Strange Mercy)
Cheerleader (Strange Mercy)
Chloe in the Afternoon (Strange Mercy)
Save Me from What I Want (Actor)
Actor out of Work (Actor)
Dilettante (Strange Mercy)
Black Rainbow (Actor)
Marrow (Actor)
Champagne Year (Strange Mercy)
Neutered Fruit (Strange Mercy)
Strange Mercy (Strange Mercy)
She is Beyond Good and Evil (The Pop Group cover)
Northern Lights (Strange Mercy)
Year of the Tiger (Strange Mercy)
Cruel (Strange Mercy)

Bis

The Party (Actor)
Your Lips Are Red (Marry Me)